--°C --
Son Dakika
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Başarısızlık Üzerine…

Burada anlatılanlar hayal ürünü mü, gerçek mi, değerlendirmesi size kalsın…

O gün derste, sınıfın ön sıralarında oturan çok güzel bir kız öğrencimin deneyleri yapamadığına gözüm ilişiyor uzaktan. Eviriyor, çeviriyor ama bir türlü önündeki yapması gereken devre dizaynını yapamıyor. Sonra biraz daha yakından bakınca, o upuzun kırmızı ojeli tırnaklarla, çok minik elektronik devre parçacıkları olan diyot, direnç, kapasitör gibi devre elemanlarını bırakın, devreye monte etmesini, elinde tutamıyor bile çapa gibi tırnaklardan. Ve inanın gidip öğrencimin yanına varsam, “Nasıl gidiyor işler?” diye sorsam, dokunsam ağlayacak misali hiçbir şey yapamadığı için… Ve hatta belki de neden böyle bir devre dizaynı yapması gerektiği için derse kafa tutacak, sövecek sayacak, “Olmuyor işte!” diye…

Oysa laboratuvar dersinde öğrenciler zamana karşı yarışıyor, çünkü birkaç elektronik devreyi farklı kombinasyonlarda dizayn edip her bir devrenin işleyişinin sonuçlarını rapor etmesi gerekiyor. Diğer öğrenciler almış yürümüş, neredeyse her şeyi yapıp bitirirken, bu öğrencim daha işin alfabesinde, “Ya Bismillah!” hâlâ uzun tırnaklarının arasına sıkışan kapasitörü çıkarıp doğru dürüst eline ha aldı ha alacak diye çabalıyor.

Bir başka öğrenci, saçının önündeki koskocaman mor kahküllerinden deney masasını göremiyor neredeyse. Hani şöyle bir minik kardeşiniz olsa, alır tokayı, kahküllerini geriye tutturursunuz, “Evladım, yüzün gözün açılsın be ya!” diye. Yani bırakın deneyleri yapmayı, düz yolda önünü görüp yürüyemiyor sınıf içinde… Nasıl gidip de diyeyim, “Şu kahküllerde fazla uzun, bir ufak operasyon yapılası var!” diye!

Benim yaşımdakilerin öğrenci olduğu yıllarda ise durumlar biraz değişikti. Eğer uzun tırnaklarımdan ya da bir ileri iki geri ağzımın içine giren ve görüş alanımı kapayan kahkülden ötürü böyle laboratuvar derslerinde çuvallasaydım, o yıllardaki üniversitedeki hocalarımız biraz da anam babam usulü fırçayı basıp, “Atı alan Üsküdar’ı geçti, diğer öğrenciler bitirdi be ya deneyleri! Sen hâlâ tırnaklarının arasına kaçan elektronik devre parçalarını çıkarmakla veya kahkülü bir o yana bir bu yana sallamakla meşgulsün! Hadi oradan, bizimle değilsin!” diye kapıyı gösterirdi!

İşte bazen başarısızlığının nedeninin aslında en basit gördüğümüz tırnağımız, perçemimiz bile olabiliyor…

Bazen öğrenciler, hiçbir şeye çözüm olmayacak başarısız teşebbüslerinden sonra, hocanın yanlarına varacağını ve kuramadığı devreleri bir çırpıda hocanın yapıp göstereceğini bekliyor gibi. İyi ama, eğer birisi gelir sizin okul sıralarındaki ya da gerçek hayattaki yapmanız gereken devreleri kurup elinize hazır olarak verirse, aslında size iyilik etmiş olmuyor ki! İşte başarısızlığın bir diğer nedeni de, bizim yapmamız gerekenleri, bize acıdığı için mi dersiniz, bize yardım ettiği için mi dersiniz, başkası bizim adımıza yapıp, biz hazıra konunca, asıl o zaman başarısız oluyoruz.

Bir de açlıktan kendini iyi hissetmediğini söyleyip sıraya yığılan öğrencimin laboratuvar masasında yarıda kalan devrelerini hatırlıyorum. Nasıl endişe etmiştim öğrenciyi öyle sırada yarı baygın görünce. “Bir şey yemedim birkaç gündür, ondan kafamı bedenimde tutamadım ve yığıldım sıraya” demesin mi… Açlıktan başarısız oldunuz mu siz hiç? Ne kadar yandı yüreğim öğrencimin açlığına… Ondan sonra hiçbir öğrencime aç mısın, tok musun diye sormadan, her zaman tatlı bir şeyler alıp geldim sınıfa. Bir onlara bir bana derken, “Önce yiyelim, sonra laboratuvarda çalışalım…” diye döndü işler.

Sonra çok başarılı olduğu hâlde bir süre sonra derslerimi aksatan öğrencim çıktı geldi günler sonra derse. Cinsiyet değiştirme sürecinde babası tekme tokat dalmış buna… Bir diğeri her deneyi çok güzel yapsa da raporunu yazamıyor; ellerinde nörolojik sorunları varmış, yıllardır tedavi görse de dönmüyormuş kalem elinde yazı yazmaya…

Böyle sayısız hikâye… Köpeği öldüğü için derse gelemeyen mi dersiniz, annesi babası boşandığı için, babasındaki kardeşini göremediğinden çok mutsuz olduğu için derslerde kös kös oturduğunu söyleyen öğrenci mi dersiniz, binbir çeşit dert var yüreklerinde…

Herkes başarısızlıklarının nedenlerini tespit ediyormuş. İyi güzel de, başarısızlığa çözüm ne? Onu merak ediyorlar. Başarısızlıklara birkaç geri adımla manevra yapıp bir durmak, bir soluklanmak; gelecek haftaya ya da sonraya, hatta bilemedin uzak bir tarihe, nadasa bırakmak olup gideni… Su akar, yolunu bulur misali bazen hayat…

Koşup soluklanası, taze bir nefes, sevdiğimiz bir yiyecek, bir ses… “Harekette bereket vardır” misali, başarısız olduğumuz yerden başka yere yer değiştirmek; taş kaya değiliz ya! Hareket etmek, uzaklaşmak az biraz… Küçük bir taşı gözümüze çok yakın tutarsak, bütün görüş alanımızı kaplar. Başarısızlıklar da böyle. Sonra belki de başarısızlık, hayatımızı öbür yöne çevirelim diye bize verilen bir sinyal gibidir.

Her zaman ihtimal bu ya, yüzde elli başarısız olabileceğimiz gerçekliğini bilmek ve üstelik pek çok başarısızlığın, başarıya giden yolda yol, su, elektrik olarak bize getirisi olan faydalı bir öğreti olabileceğini öngörmek…

Kader gayrete âşıkmış; yani ne kadar başarısız olursak olalım, yapıp ettiklerimiz, emeklerimiz, iyi niyetlerimizin bir gün bumerang misali bize döneceğini ummak ne güzel bir insani düşünce…

Öyleyse bugünkü başarısız her teşebbüsümüz için, yarına, yeni güne merhaba dediysek, bir daha deneyip bir daha başarmaya çalışmaya değer… Unutmamak gerekir ki taşı delen, suyun istikrarlı damlayışıdır. Her küçük çaba, başarı için bir adımdır; yeter ki vazgeçmeyelim.

Ya da bazen büsbütün vazgeçip, yeni yollara gitme cesaretini gösterelim.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(3 Yorum)
Yorumları sırala
Fatma
Fatma 02 Nov 2026, 09:37

Her Okulda her sınıfta sizin gibi öğrencilerinin derdini hâlini anlayan soran öğretmenler olsa başarısız genç olmaz diye düşünüyorum, emeğinize sağlık güzel kalpli yazarım💐💐💐

Batuhan
Batuhan 02 Nov 2026, 22:18

Bir öğrencinin başarısını değerlendirirken yalnızca sonucuna değil, o sonuca ulaşmasını zorlaştıran koşullara da bakabilmek gerçek eğitimciliktir. Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmus

Batuhan
Batuhan 02 Nov 2026, 22:18

Bir öğrencinin başarısını değerlendirirken yalnızca sonucuna değil, o sonuca ulaşmasını zorlaştıran koşullara da bakabilmek gerçek eğitimciliktir. Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmus

Yazarın Diğer Yazıları

Dersimiz Ekonomi

18.10.2026 - 18:58


Azrail İle Dans

12.10.2026 - 10:47


Almadan Vermek

29.09.2026 - 00:02


Sonunu Gördün Mü?

20.09.2026 - 21:04


Hey Müthiş Co…

07.09.2026 - 22:08


Tesadüfler Tesadüf mü?

17.08.2026 - 23:53


Bilinmeyen Ötekiler

03.08.2026 - 23:07


Yeni Parti

25.07.2026 - 21:37


Komik mi? ve Diploma

06.07.2026 - 00:13


Siyasi Sağduyu

02.06.2026 - 19:30


2041 Yılında Türkiye

25.05.2026 - 16:52


Değişim ve Değişmek

19.05.2026 - 08:03


Hiç Kimseden Vazgeçme…

11.05.2026 - 10:44


Başarıya Giden Yollar…

04.05.2026 - 08:17


Üslub

05.04.2026 - 16:39


Olmayınca Olmuyor Mu?

15.03.2026 - 22:24


Kod Adı: Meryem

08.03.2026 - 22:59


Oturduğum Yerden...

23.01.2026 - 10:33


Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !