--°C --
Son Dakika
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Camları İnen O Kuaför Salonu

Hepinize Koskocaman Bir Merhaba,

Etrafımızda neredeyse başımızı çevirdiğimiz her yerde, ufaktan büyüğe, en basit konuların bile bazen büyütülüp büyütülüp işin içinden çıkılmaz hâle getirildiğini görmek oldukça üzücü. Bir şeyler yapıp etmek, yazmak çizmek ve eğer mümkünse aramızdaki çatışmaları en az zararla tatlıya bağlamak; ya da hiç olmazsa ortamı biraz sakin sulara çekip demirlemek için çatışma yönetimi konusunu örnek olaylar üzerinden bu köşeye taşımak, belki bir nebze olsun olaylara bakış açımızı bilimsel bir pencereden değerlendirme imkânı verebilir. Belki de yanılıyorum…

Ama yine de gayret etmeye değer; hele ki ucunda bir güzelliğe vesile olmak varsa. “Yahu Demet, hangi bir çatışmayı önleyeceğiz Allah aşkına?” diyebilirsiniz.

Kocalar hırçın, çocuklar desen huysuz... Hemcinsimiz kadınlar! Ya onlara ne demeli? İş yerlerinde birbirinin arkasından kuyu kazıp duruyorlar, akrabalar desen sevinçlerimizi bile paylaşamaz hâle geldik. “Sen neyin kafasındasın?” diye sorabilirsiniz. Ama düşünün… Denizin kıyısına vurmuş binlerce deniz yıldızı varken, bir tanesini alıp denizin serin sularıyla buluşturursak, belki kalan deniz yıldızları için değil ama, o denize attığımız deniz yıldızını hayata döndürmüş oluruz en azından. “Demet, kafanı çevir bak yahu, binlerce deniz yıldızı kıyıya vurmuş; hangi birini kurtaracaksın ki?” derseniz…

Birini. İkisini. Onunu. Yirmisini. Kaç tanesini kurtarabilirsek kârımızdır.

Ya da en azından… denemeye değer; işte az önce denize fırlattığımız bir tanecik deniz yıldızı için bile olsa, "Değişti hayatı" diyebilmek güzel…

Masum Bir Kuaför Ziyaretinden Kaosa

Gelelim bu ilk yazımızdaki konumuza;

Bir arkadaşımı yalnız bırakmamak için onunla birlikte kuaföre gittiğim o günün sonunda yaşanacakları, doğrusu aklımın ucundan bile geçiremezdim. Oysa çatışma literatürü, günlük ve sıradan mekânlarda yaşanan küçük etkileşimlerin, doğru yönetilmediğinde hızla şiddetli çatışmalara evrilebileceğini epey uzun zamandır söylüyor [1].

Arkadaşım saçlarına güzel bir röfle yaptırdı, üzerine de fön çektirdi. Harika görünüyordu. Eşi bizi kuaförden almaya gelecekti, ardından keyifli bir akşam yemeği planımız vardı. Her şey sütliman gibi görünüyordu ya da ben azıcık salaktım, anlamamıştım arkadaşımdaki ortamdan kaynaklanan gerginliği; ama literatürde “gizli çatışma” olarak adlandırılan, henüz açığa çıkmamış bir gerilim ortamı çoktan oluşmuş meğerse [2].

Az sonra arkadaşımın kocası geldi bizi almaya. Ama o da ne! Arkadaşım aynadan yansıyan görüntüde, saçlarını yapan genç kuaför yardımcısını işaret ederek kocasına, “Hayatım, hem saçlarımı yapıyor hem de aynadan sürekli beni kesiyor,” demesin mi usulca!

Çatışmanın Tırmanması ve Işık Hızıyla Gelen Yumruk

İşte bu noktada çatışma; histen yoruma, yorumdan tepkiye geçti. "Ya Demet, saçma sapan süslü kelimeler kullanma, kocası kuaförü cehenneme mi çevirdi ha!" derseniz... Hissedilen bir rahatsızlığın üçüncü bir tarafa aktarılması, özellikle yüksek duygusal yoğunluk içeren ilişkilerde, çatışmanın hızla tırmanmasına neden olur [3]. Kaldı ki maalesef ben de dâhil, oradaki pek çok alakasız müşteri de bu istenmeyen durumun ortasında kalakaldık.

Arkadaşımın kocası, benim tahmin edebileceğimden çok daha hızlı bir refleksle, muhterem neredeyse ışık hızında, aynaya şiddetli bir yumruk indirdi. Camlar paramparça oldu. Yumruk attığı eli de kanlar içinde kaldı. Ardından kuaför salonunda, olayla ilgisi olmayan insanların da zarar gördüğü bir kaos başladı. Keşke ama keşke şu anı 3–5 dakika öncesine çevirebilseydim... Keşkelerle işler dönmüyor maalesef. Bu, literatürde çok iyi bilinen bir durumdur: Çatışma yalnızca taraflarını değil, çevresindeki masumları da etkiler [4].

Peki kuaförde olanları, bütün bunları kim başlattı?

Aynadan bakan genç çırak mı? Yoksa bunu eşine aktaran arkadaşım mı?

Ama çatışma yönetimi çalışmalarına göre, bu sorunun cevabı çoğu zaman yanıltıcıdır. Çünkü çatışmalar tek bir failden değil, etkileşim zincirlerinden doğar [5].

Rahatsızlık ve Sorumluluk

Başka Bir Yol Mümkün müydü? Kuaförün sahibi, çalışanlar, müşteriler, sadece karısını almaya gelmiş bir adam ve maksadı yalnızca arkadaşına refakat etmek olan bendeniz… Hepimiz, tercihimiz olmayan ama kaçınılmaz biçimde bizi de içine çeken bir çatışmanın ortasında kalakalmıştık. Bu durum, çatışmanın asıl bağlamının dışına taşması olarak tanımlanır [6].

İçimden bin türlü düşünce geçti. İlk anda arkadaşıma kızdım. “Madem rahatsız oldun,” dedim içimden, “neden başını çevirip başka yöne bakmadın ha!” Bu düşünce, bazı çevrelerde tepki çekebilir. Ancak çatışma literatürü şunu net söyler: Her rahatsızlık, mutlaka doğrudan çatışma doğurmak zorunda değildir [7].

Rahatsız olunan durumlarda; ortamdan uzaklaşmak, başka bir çalışanla röfle ve fön işlemine devam etmeyi talep etmek ya da durumu tırmandırmamanın yollarına bakarak çözmek mümkündür. Çatışmayı eşe, partnere veya otorite figürüne taşımak ise, özellikle karşı tarafın karakteri iyi biliniyorsa, yüksek risk içerir [8].

Kaldı ki benim arkadaşım gibi, kişi 2–3 yıllık eşini çok iyi tanıyamasa da az biraz ölçer tartar: "Ben bunu bu adama derim, derim demesine de, bir sonraki adımı ne olur bu adamın!" Herhalde üç aşağı beş yukarı, bazı tepkilerin sonucunun nereye varacağını öngörebilmek öncelikle bizim kişisel sorumluluğumuz olsa gerek.

Kadının Gücü ve Sihirli Kelime 

Farkındalık Kadınların çatışma yönetiminde çoğu zaman yatıştırıcı, dengeleyici ve arabulucu rol üstlendiklerini gösteren çok sayıda uluslararası çalışma vardır. Bu bir zayıflık değil, aksine yüksek duygusal zekânın ve bağlamsal farkındalığın göstergesidir [9]. Sanırım buradaki sihirli kelime farkındalık; hakikaten farkında mıyız sahip olduklarımızın? Ya onlara sahip olmasaydık? İçtiğimiz su, uyandığımız sabah, görebildiğimiz o aşk kırmızısı gül, annemizin pişen yemeğinin kokusu, bizi alıp götüren ayaklarımız, kahvaltı masamızdakiler, yanımızdaki sevdiklerimiz… Birçok şeye sahibiz değil mi, az ya da çok ve şükür eğer hâlâ sahipsek. Peki ama bütün bu sahip olduklarımızı, günlük gelip geçer sudan sebeple başlayan çatışmalar yüzünden ya da müthiş elzem bir nedenle bile olsa, içine düştüğümüz çatışma zemini yüzünden kaybetmeye değer mi?

Belki de asıl soru şudur: Bir çatışmayı haklı çıkarmak mı, yoksa zararı azaltmak mı isteriz? Ya da çatışmanın kıyısından köşesinden, işte bir yerlerinden, ne kadar mümkünse uzaklaşıp gitsek… Ne kadar başarabilirsek o kadar kârdır demektir, hem biz hem de bizim sevdiklerimiz için… Çünkü çatışmanın bir kazananı yok belki de. Tutuştuğumuz kavgada bizim de ellerimiz bulaşıyor çatışmanın getirdiği istenmeyenlere. Hadi bugün, ne kadar çatışma yönetimine el atabilirsek, ne kadar başarılı olursak o kadar kârdır demektir.

Ne güzel bir güzel…

[1] Deutsch, M. (1973). The Resolution of Conflict. Yale University Press.

[2] Pondy, L. R. (1967). Organizational Conflict: Concepts and Models. Administrative Science Quarterly.

[3] Wilmot, W. W., & Hocker, J. L. (2011). Interpersonal Conflict. McGraw-Hill.

[4] Bar-Tal, D. (2007). Socio-Psychological Foundations of Intractable Conflicts. American Behavioral Scientist.

[5] Thomas, K. W., & Kilmann, R. H. (1974). Thomas–Kilmann Conflict Mode Instrument.

[6] Jehn, K. A. (1997). A Qualitative Analysis of Conflict Types. Administrative Science Quarterly.

[7] Folger, J. P., Poole, M. S., & Stutman, R. K. (2013). Working Through Conflict. Routledge.

[8] Canary, D. J., & Cupach, W. R. (1988). Relational Conflict. [9] Goleman, D. (1995). Emotional Intelligence. Bantam Books.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(10 Yorum)
Yorumları sırala
Veli
Veli 20 Jan 2026, 21:39

Sözü bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir göz Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz

Aysel hızlı
Aysel hızlı 20 Jan 2026, 21:49

Çatışma yönetimi ile ilgili güzel bir yazı olmuş. Sıkılmadan zevkle okudum. Kaleminize sağlık.

Mustafa
Mustafa 20 Jan 2026, 22:09

Teşekkür ederim Demet hanım, yazılarınızı çok beğeniyorum ve zevkle takip ediyorum.

Halime
Halime 20 Jan 2026, 22:15

Toplumsal olarak en çok zorlandığımız konulardan birini bu kadar berrak ve sağduyulu bir şekilde ele almanız büyük bir ustalık. Okuyana yön gösteren, sakinleştiren ve olgunlaştıran bir metin olmuş.

Halime
Halime 20 Jan 2026, 22:16

Toplumsal olarak en çok zorlandığımız konulardan birini bu kadar berrak ve sağduyulu bir şekilde ele almanız büyük bir ustalık. Okuyana yön gösteren, sakinleştiren ve olgunlaştıran bir metin olmuş.

Halime
Halime 20 Jan 2026, 22:18

Toplumsal olarak en çok zorlandığımız konulardan birini bu kadar berrak ve sağduyulu bir şekilde ele almanız büyük bir ustalık. Okuyana yön gösteren, sakinleştiren ve olgunlaştıran bir metin olmuş.

Halime
Halime 20 Jan 2026, 22:18

Toplumsal olarak en çok zorlandığımız konulardan birini bu kadar berrak ve sağduyulu bir şekilde ele almanız büyük bir ustalık. Okuyana yön gösteren, sakinleştiren ve olgunlaştıran bir metin olmuş.

Ayla
Ayla 20 Jan 2026, 22:40

Demet hanım yazılarınızı zevkle okuyorum sizin kaleme aldığınız bu konu zaman zaman beni de düşündürüyor,konuyu çok güzel ifade etmişsiniz,kaleminize sağlık.

Abdullah DGRMC
Abdullah DGRMC 21 Jan 2026, 00:09

Köşe yazılarınızı beğenerek okuyorum, farkındalıklarımız ve değerlerimize sunmuş olduğunuz katkı için teşekkürler….

Abdullah DGRMC
Abdullah DGRMC 21 Jan 2026, 00:09

Köşe yazılarınızı beğenerek okuyorum, farkındalıklarımız ve değerlerimize sunmuş olduğunuz katkı için teşekkürler….

Yazarın Diğer Yazıları

Hey Müthiş Co…

07.09.2026 - 22:08


Tesadüfler Tesadüf mü?

17.08.2026 - 23:53


Bilinmeyen Ötekiler

03.08.2026 - 23:07


Yeni Parti

25.07.2026 - 21:37


Komik mi? ve Diploma

06.07.2026 - 00:13


Siyasi Sağduyu

02.06.2026 - 19:30


2041 Yılında Türkiye

25.05.2026 - 16:52


Değişim ve Değişmek

19.05.2026 - 08:03


Hiç Kimseden Vazgeçme…

11.05.2026 - 10:44


Başarıya Giden Yollar…

04.05.2026 - 08:17


Üslub

05.04.2026 - 16:39


Olmayınca Olmuyor Mu?

15.03.2026 - 22:24


Kod Adı: Meryem

08.03.2026 - 22:59


Oturduğum Yerden...

23.01.2026 - 10:33


Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !