Üsküdar’da Siyasi Gerilim
Üsküdar’da Siyasi Gerilim
20:05İyiliği Kadraja Taşımak
İyiliği Kadraja Taşımak
11:47Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık...
Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık Yapılan 7...
21:58Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın id...
Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın idrak edilec...
Kıymetlimiz, gözbebeğimiz Türk Milli Takımımızın Amerika'daki Dünya Kupası yolculuğunu nefeslerimizi tutarak, bütün kalbi güzel dilek ve dualarımızla, gözümüzü kırpmadan maçları takip ediyoruz. Öncelikle şahsım adına, takımımızdaki her bir sporcumuza, onlara emek veren sahanın gerisindeki bütün ellere ve yüreklere, her birine teker teker teşekkür ediyorum. Çünkü Dünya Kupası'na 24 yıl sonra katılmak başlı başına önemli bir başarı…
Sevgili Millilerimiz, Amerika'daki Dünya Kupası maceramızda, son maçta sonuç her ne olursa olsun, kaybetsek de kazansak sizlerle gurur duyuyoruz. İlk iki maçta işler biraz yolunda gitmedi gibi; sonuçlar istediğimiz gibi olmadı diyeceğimizi sanıyorsanız, kanımızın son damlasına kadar inanıyoruz ki, siz orada sahada ve biz burada gerek tribünlerde, gerekse ekran başında tezahürat, güzel dilek ve dualarımızı yollayarak, elimizden gelen her şeyi yaptık el birliğiyle. En nihayetinde nasipten öte yol yok…
Bizim nazarımızda, öyle izleyici olarak, ister tribünde, ister oturduğu yerden izlerken olsun, atıp tutmak kolay! Millilerimiz, siz sahada ter akıtırken ve işin mutfağında size emek verenler sahanın ardında hop oturup hop kalkarken, kim bilir ekrana yansıyan ya da yansımayan neler oldu orada. Onca spot ışığı altında, sahanın şartları nasıldı? Ülkemizle Amerika arasındaki saat farkı, elbette biyolojik saatinizi çok etkiledi; tribünlerin aurası memleket atmosferinden uzak diyarlarda nasıldı?
Spor demek; kardeşlik, barış, centilmenlik demektir her şeyden önce. Kazanmak ne güzel, ama ihtimal bu ya, kaybetmek de oyunun bir parçası. Şahsen bizler, kazanınca sevinmek her kişinin işi diye düşünürüz; mühim olan kaybedince kalkıp sizin alınlarınızdan öpebilmek, "Helal olsun, sağ olun, var olun, iyi ki varsınız" diyebilmek.
Öyle ya! Ne maçlar, ne kupalar geldi geçti. Ve bizler hepimiz, kazanmak kadar kaybetmenin de çok olağan olduğunun bilincindeyiz. Sahi ya! Top koşturduğunuz yerlerdeki iklim ve coğrafya farklılığının üzerinizde yarattığı jetlag nasıldır kim bilir! Üstelik, farklı şartlara, sahaya, iğneden ipliğe havasına, suyuna, diline, anlayışına olan adaptasyonunuz da nasıl da zordur. Olan şekliyle elinizden gelenin en güzelini yaptığınızdan zerre şüphemiz yok. Sizleri tribünlerden yakından izleyen birkaç arkadaşımız, maç bitiminde, sizler tam da sahadan ayrılmadan, sizlere seslenmiş; ama belki duymadınız, belki maçın sonucunun etkisiyle öylece dönüp bakmış da olabilirsiniz. Ama sizleri çok iyi anlıyoruz; yahu doksan küsur dakika sahada top koşturmuş, deyimi yerindeyse canı çıkmış millilerimizden gülücüklerle tribünlere el sallamasını beklemek, az biraz abesle iştigal olacağından, sizleri çok iyi anlıyoruz. İşler umulan gibi gitmediyse, beklentimizi azaltmayı da biliriz, canınız sağ olsun! O yüzden, tribünlerde maç coşkusunu yaşayan Türk taraftarlar olarak, millilerimiz bizimle yeterince ilgilenmediler, imza vermediler, el sallamadılar gibi küçük istasyonlarda durmayız biz…
Şahsen, 5 km okuldan eve yürüyünce, ilk iş, ev ahalisine selamsız sabahsız, her şeyden önce, gidip kendimi bir kanepeye atıyorum. Sevgili Millilerimiz, saçlarınız, imajlarınız, ne bileyim bıyıklarınız, dövmeleriniz her nasılsa ve her neyse, hepiniz olduğunuz şeklinizle en güzelsiniz bizler için. Lütfen eleştirmeden önce, hepimiz dönüp kendi imajımıza ya da kendi evladımızın imajına bir bakalım… Sloganımız belli: teşekkür etmede hızlı, eleştiride yavaşız.
Şahsen bana az biraz değişik gelen herhangi birine, "Ayol saçları da ne garip, imajı da ne bozuk" diye kalbimden geçirmeye bile haya ederim. Görüntüye, saça, bıyığa, mimiğe yani iki kıldan tüyden konuya takılmayalım. Yahu insan ayıpladığı şeyi yaşamadan ölmezmiş ve üstelik en önemlisi de yok birbirimizden farkımız. Dilimiz, sevdamız ve ülkümüz bir, Türkiye…
İsimler, suretler, oyuncular, yıllar ve jenerasyonel farklar değişiyor, evriliyor. Üstelik şahsen, onca spot ışığı altında, canım çıkana kadar sahada top koşturmasam bile, birisi "Saçın yamuk, tipin bozuk, yan baktın" dese üzülürüm insan olarak… Ha bir de, cenazede az ağladın, çok ağladın diye insanların üzüntüsünü ölçmeye kalkmak nasıl doğru değilse; mağlubiyet sonrasında da kim ne kadar üzgün göründü, yüzü ne kadar düştü, kaç dakika somurttu diye bir yarışa girmeye gerek yok. Mağlubiyette bile, millilerimizin profesyonel bir duruş sergileyebilmeleri, üzüntülerinin rengini, dosta düşmana belli etmemeleri, ne kadar işlerinin ehli olduklarını gösterir… İşte o zaman tekrar ve yeniden bir kez daha helal olsun millilerimize…
Öyleyse kalbimiz ve bütün güzel temenni, dilek ve dualarımız hep sizinle Millilerimiz; bu son maçta sonuç ne olursa olsun…
13.09.2026 - 08:56
07.09.2026 - 22:08
27.08.2026 - 06:20
17.08.2026 - 23:53
09.08.2026 - 17:50
03.08.2026 - 23:07
25.07.2026 - 21:37
19.07.2026 - 23:51
15.07.2026 - 17:17
06.07.2026 - 00:13
29.06.2026 - 10:31
15.06.2026 - 22:35
09.06.2026 - 14:21
02.06.2026 - 19:30
25.05.2026 - 16:52
19.05.2026 - 08:03
11.05.2026 - 10:44
04.05.2026 - 08:17
28.04.2026 - 09:15
19.04.2026 - 12:36
12.04.2026 - 21:37
05.04.2026 - 16:39
29.03.2026 - 23:11
24.03.2026 - 11:35
15.03.2026 - 22:24
08.03.2026 - 22:59
01.03.2026 - 10:37
22.02.2026 - 22:46
15.02.2026 - 21:23
09.02.2026 - 04:59
03.02.2026 - 14:23
23.01.2026 - 10:33
18.01.2026 - 13:53
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.