Üsküdar’da Siyasi Gerilim
Üsküdar’da Siyasi Gerilim
20:05İyiliği Kadraja Taşımak
İyiliği Kadraja Taşımak
11:47Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık...
Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık Yapılan 7...
21:58Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın id...
Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın idrak edilec...
Değişmek iyi mi kötü mü? Sanırım baktığın yere göre değişiyor herhalde. Ha bir de, bakan kişinin hangi gözlüklerin arkasından baktığına göre de değişir… Yani “bakış açısı” ve “arkasından bakılan gözlükler”, bizi bir noktaya getirir: Aynı olay için, kimilerine göre bu değişim hiç de olmadı! Ya da tam tersi, kimilerine göre de, “oh çok iyi oldu böylesi!” Hangisi doğru? Evet, belki pek çoğumuz için kabul edilebilir olmasa da ve hatta sinir bozucu olsa da, yine bakış açısı ve arkasından bakılan gözlüklere göre değişiyor değişim rüzgarlarına bakışımız…
Ninem hep derdi ki: “Evladım, çok düşman olma; bir açık kapı bırak. Öyle ya, gün gelir dost olursun. Ve tam tersi, çok dost olma; ihtimal bu ya, gün gelir düşman olursun.” Zaten hayatımızda olup gitmedi mi böyle pek çok şey? Elbette. Çünkü burası her şeyin olabilir olduğu bir dünya…
Demem o ki, ihtimalen en olmaz dediklerimiz bile, kuantum fiziğine göre olabilir. Kuantum fiziği anlaşılana kadar, yani düz klasik fizik mantığında, bir artı bir eşittir iki iken, devrim niteliğindeki kuantum fiziğiyle atomun gideceği yollar, varacağı noktalar, hatta muhtemel tali yollar için bile pek çok ihtimal mümkün…
İnsan böyle düşününce, olup giden hiçbir şeye çok da şaşırmıyor; çünkü her şey olağan. Bugün buradayız ama yarın eskiden olduğumuz yerin tam karşısında olabilir miyiz? Vallahi bana kızmayın ama kuantum fiziğine göre “ihtimalen evet” olabilirmişiz.
Böyle kuantum fiziğinin günlük yaşamımıza getirdiği “olabilirlik esnekliğini” anlatırken biri kalktı ve dedi ki: “Yahu ne kadar da omurgasızsın.” Öbürü kalktı dedi ki: “Ne kadar döner fener gibisin.” Bir başka beyefendi kalktı ve dedi ki: “Tüh senin kalıbına! Bütün hayatımı şu inandığım değerler üzerine geçirdim.” Ne güzel beyefendi, gerçekten size çok saygı duydum, takdir ettim. Ama sanırım sizin de henüz hayatınız bitmediğine göre, yani maalesef, hâlâ sizin içinde her şeyin mümkün olduğu bir dünya düzeni burası…
“Ayyy kız Demet! Sana bunca hakaret ettiler de yine de kuantum fiziğinin ihtimaliyet teoremi falan filan mı dedin?” derseniz… Hakaretlere hiç ama hiç aldırış etmem gayri. Çünkü bir şeyi söylemenin bin türlü ihtimali varken hakaret etmeyi seçen kişinin, hayata baktığı gözlükleri kirliyse, onun üslubu pis olur zaten.
Ha bir de ninem derdi ki: “Aman aman Demet’im, büyük lokma ye ama sakın ola büyük laf söyleme!” Çünkü hayat, ayıpladıklarını başına getirir. “Yok efendim, iki dünya bir araya gelse onu yapmam, etmem deme! Yok efendim, o çocuk adam olmaz; benim evladım olsa asarım, keserim deme! Çünkü yapmam, etmem diye büyük büyük laflarını, hayat sana yedirtmeden ölmezmiş insan evladım…”
Babaannem bunları derken haklı mı? İhtimalen evet, ama yine de ihtimalen… Yani bu bağlamda, ne kadar çalsa da yakalanmayan hırsız olabilir mi? Muhtemelen evet. Ya ne kadar yalan söylerse söylesin, işleri tıkırında gidenler yok mu? Eh, artık cevabı, ne demek istediğimi biliyorsunuz!
Hayatımda yerine yenisini asla koyamayacağım bir dostum, gençlik yıllarında “Yahu insan neden bir gün oruç tutar ve aç kalır ki? Hiç akıl alır gibi değil yahu” derdi. Nasıl mı oldu? Üç aylarda oruç tutmanın ona nasıl huzur verdiğini söyleyerek inanılmaz güzel bir ölüm oldu onunkisi… İnanın, ölümü ikinci düğünü desem yeridir.
Zorlu hayat, arkamızdan vurulan hançerler, haksız yere kaybedişlerimiz, bozuk dünya düzeni… Bütün bunları yaşamak bize şunu gösteriyor: O olmasını hiç istemediğimiz zayıf ihtimaller bizi vurdu demek ki ve bugün bu noktaya geldik. Ama lütfen inanın, “ihtimal bu ya, olmazları oldurur Mevla.” Çünkü çıkmayan candan umut kesilmez!
“Yürü git Allah aşkına Demet! Böyle Polyannacı gibi topu kadere atıp goygoycu olmak neyi çözecek yahu?” Ben de size derim ki: İyi ama karanlık dehlizlerde boğulmak, “her şey kötü, karanlık, korkunç” demek neyime çare olacak?
Bana kalırsa herkes sorunlarımızı, acılarımızı bir kez daha tespit ediyor. Bu bana biraz milletin aklından şüphe etmek gibi geliyor. Çünkü herkes olup gidenin farkında! Peki ama bunca bozuk işe, çivisi çıkmış dünya düzenine senin çözümün ne?
Canım, bizim bireysel olarak yapıp edebileceklerimiz sınırlı olabilir ama bir sen oradan umut, güzellik yazabilir ve yapabilirsin; bir de ben buradan… Yani velhasıl kelam, kendi kapımızın önünden başlarız temizliğe… Hani bir tane fazla öğrenci okutursun mesela…
“Bu ekonomik krizde ne öğrenci okutması be!” dersen… Hiç kendi geliri olmayıp, kendisi bursiyer olan ve komşusu Fatma Hanım’ın kızı Melike’nin küçük gelenlerini giyerek bir tane daha fazla öğrenci okutan biri olabilir mi? Kuantum fiziğine göre olabilir… Üstelik anası abisi ona “Çok salaksın, sen bir fazla öğrenci okutacağına, önce kendi aç karnını doyur!, Bir öğrenci, bir öğrenci daha ha! Yok sana mirastan hak!” demesine rağmen… Olabilir…
Öyleyse hâlâ umut var ve hayat güzel demektir…
13.09.2026 - 08:56
07.09.2026 - 22:08
27.08.2026 - 06:20
17.08.2026 - 23:53
09.08.2026 - 17:50
03.08.2026 - 23:07
25.07.2026 - 21:37
19.07.2026 - 23:51
15.07.2026 - 17:17
06.07.2026 - 00:13
29.06.2026 - 10:31
23.06.2026 - 10:55
15.06.2026 - 22:35
09.06.2026 - 14:21
02.06.2026 - 19:30
25.05.2026 - 16:52
11.05.2026 - 10:44
04.05.2026 - 08:17
28.04.2026 - 09:15
19.04.2026 - 12:36
12.04.2026 - 21:37
05.04.2026 - 16:39
29.03.2026 - 23:11
24.03.2026 - 11:35
15.03.2026 - 22:24
08.03.2026 - 22:59
01.03.2026 - 10:37
22.02.2026 - 22:46
15.02.2026 - 21:23
09.02.2026 - 04:59
03.02.2026 - 14:23
23.01.2026 - 10:33
18.01.2026 - 13:53
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.