--°C --
Son Dakika
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Kayıtsızlık mı? Strateji mi?

Hani  bazı filmlerin başında yazıyor ya!Bu filmdeki kişiler ve olaylar hayal ürünüdür ve kurgudur diye! İşte bu haftaki yazımda anlatılan kişiler ve olaylar da tamamen hayal ürünüdür diye başlayayım bugün, ama siz lütfen burada yazdıklarımdan hangisi size tanıdık geliyorsa, o kişilerin ve olayların niyetine El Fatiha deyip, onları layık oldukları yere gömebilirsiniz. Ha, bir de ben yazdım burada, yarası olan gocunur!

Son zamanlarda dikkatimi çeken bir husus, etrafımızdaki insanlar arası ilişkilerde, herkes birbirinin suratına gülücükler, candanlıklar yapıyor ama çoğunlukla bizdeki yeme içme, gülüp geçme faslı bitince, o günden sonra, bir dahaki sefere kadar, ki bu süre takriben 2-3 hafta sonraki, tekrar bizde olması gereken yemek soframızdaki görüşmeye kadar, bu “mucuk mucuk” insanlar buhar olup uçuyorlar…

Dikkatimi çeken bir diğer husus, bu insanların bizim eve geldiklerinde, ellerindeki telefon, vücutlarının bir uzvu gibi olmasına rağmen, yani dın dın dın sürekli telefonlarının mesaj sesleri, bunların yakın akrabalarının aramaları falan filan… İlk seferde açıp cevapladıkları telefon oyuncakları adeta elleri, kolları gibi, vücutlarının bir parçası…

Ama bizden biri, yanılıp yenilip bir şey için mesaj atarsak bunlara, yani mesela bir “hayırlı olsun” yazdıysak bile, bu kendini Kaf Dağı'nda gören kişiler, mesajlarımızı cevaplamak yerine, okunmuyor bile sözüm ona… Çok meşguller ya da meşgul görünme hastası.

Ama geçen gün bunlara bir okuyacakları mesaj attım ha! “Ay canım, siz ‘gözün aydın’ demeyi bilmiyorsanız, sizin kültür de yok demek ki!” diye yazdım ya! Anında kavga için cevap yazmışlar: “Çabuk özür dile bizden!” Niye ki, sizin yaptığınız eşekliğe mi özür dileyim ayol!

Bu kişiler, sizin evde yiyelim, günümüzü gün edip gülüp geçelim, böylelikle kendi sıkıcı hayatlarına bir güncük mola veriyorlar akılları sıra. Fakat öyle böyle bir mola değil… Her gelişlerinde bizim hayatımızı A'dan Z'ye soru bombardımanına tutan bir monolog bunlarınki.

İşte kendilerini savcı gibi gördükleri için ve bizim ifademizi alır gibi sorulardan bir demet size: “Nereye gittiniz? Kaç gün? Kimle gittiniz? Niye gitmiştiniz?” Ebenin hörekesinden gittik! Ay çok pardon, soruşturma sorularına döneyim… Oraya gittiniz ya! Nerede yemek yediniz? Biz bilmiyor restoran! Evden sandviç yapıp götürdük gittik… Ya da “Ya, öyle bir Türk restoranına gittiydik.” dersek eğer…

Bu goygoycular: “Gitmeden bize sorsaydınız eğer, size o gittiğiniz yerdeki en iyi restoran hangisi, söylerdik!” Ay canım canım… Biliyor musunuz, sırf hava atmak için boku bulsanız, boku yiyeceğiniz o havalı, pahalı restoranları hiç merak etmiyoruz ya! Ve eğer birine bir restoran sormak istesek, sizin krediniz bizde hiç olmadığı için, inanın sizin dediğiniz restoranı listemize hiç almazdık bile. Hani yani o kadar merak etmiyoruz sizin ultra hiper süper pahalı restoran önerinizi…

Ha, bir de, eğer birisi size fikrinizi sormuyorsa, lütfen beyninizi bizim için yormayın, çünkü sonra size lazım olur Allah muhafaza… Bunları yazınca aklıma geldi de, bu aklıevveller bir seferinde, sözüm ona hangi İtalyan restoranı daha İtalyan diye, etraftaki tüm İtalyan restoranlarının şeceresini sayıp döktüler… Oysa hiç sormadık bile! Niye mi? Çünkü, bizim İtalyan asıllı akademisyen arkadaş dedi ki: “Yahu Demet, bu civarda en gerçek İtalyan yemekleri bizim evin mutfağında pişiyor, buyur gel. Çünkü etraftaki diğer bütün İtalyan restoranları, biraz oradan biraz buradan melez İtalyan yemekleri…” Ayol, bu goygoycular için yemek pişirmek ikinci sınıf insanların işi!

Bunlarda para gırla olunca, maalesef kendileri yemek pişirmiyor, sadece dünyadaki en iyi restoranları biliyorlar… Ay, zenginlikleriyle başları dertte anlayacağınız… Sanırım, eğer kişi kendini bunlar gibi, bir başkasına göre az biraz daha yüksek ve değerli yere konumlandırırsa, kendini bir halt sanıp karşısındakini hor görürse, fizikte evrendeki denge terazisini, az biraz kendilerinden yana torpilli aşağı bastırıp ağır abi olduk sandılarsa… Ay canım canım…

Güçsüz, aciz, basit, sahipsiz gördükleriniz var ya! İşte onlar, güçsüz, aciz, basit ve sahipsiz değil asla… Senin hor gördüğün ölçüde, kendin de hor hakir duruma düşmeden göçüp gitmeyebilir insanoğlu bu dünyadan… Kendi evine gelen misafire, ikramda bulunmayıp, kendi sofrana kendin oturup gelen misafirini buyur etmiyorsan, ama bizim eve gelince, bizim kurduğumuz sofralarda, bizim yemekleri bize ikram ediyorsan, sen ürkek birisin, her şekle giren jöle gibisin…

Lütfen dikkat eksikliğini bahane ya da kılıf etme insanlıktan uzak davranışlarına… Çünkü kendine ya da sizin köpeğe bir saygısızlık yapıldı mı diye kendine aşırı dikkatlisin! İlk zamanlar: “Ay çok pardon da! Bu da nesin nesi bir davranış! Hiçbir insanlığa sığmaz ayol yaptıkların ve ortama pisledikten sonra don gelmiş kayıtsız yüzün!”

Bütün bu davranışları, stratejileri takipçisi olduğun sosyal medyalardan mı öğrendin ha! En basit, klasik fizikteki etki-tepki prensibine göre, insanlara değersiz olduklarını, onları hiç umursamadığını gösterdiğin davranışların kadarcık hayat tırmalayabilir seni; yapıp ettiklerini ya da yapman gerekenlere kayıtsız kaldığın kadarcık sonra dönüp kendin de tadarsın, başkasına yaşattığın acıların lezzetini…

İnsan olmanın stratejisi, taktiği yok. İnsan olan, başkasının ağzına zehir olmayandır, başkasına yaşattığı acılara kayıtsız kalmayandır. Birinin gözünde sebep olduğun yaşlar kadar, akacak gözlerinden…

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(6 Yorum)
Yorumları sırala
Halime Turhan
Halime Turhan 09 Aug 2026, 22:56

Okurken “ben bunları bir yerden tanıyorum” dedim. 🙂 Hem güldüren hem de hafif dokunduran bir yazı olmuş, kaleminize sağlık.

Halime Turhan
Halime Turhan 09 Aug 2026, 22:56

Okurken “ben bunları bir yerden tanıyorum” dedim. 🙂 Hem güldüren hem de hafif dokunduran bir yazı olmuş, kaleminize sağlık.

Eylül Dursun
Eylül Dursun 09 Aug 2026, 23:33

Çok güzel yazmışsınız ellerinize sağlık çok doğru söylüyorsunuz, insan olmanın stratejisi veya taktiği yoktur. İnsanlık ancak içten gelirse anlamlıdır.

Eylül Dursun
Eylül Dursun 09 Aug 2026, 23:33

Çok güzel yazmışsınız ellerinize sağlık çok doğru söylüyorsunuz, insan olmanın stratejisi veya taktiği yoktur. İnsanlık ancak içten gelirse anlamlıdır.

Sevil K.
Sevil K. 10 Aug 2026, 00:23

Size soran oldu mu gerçekten?🤣 Bizim akrabalar kimse istemese de fikirlerini sunmadan duramıyorlar. Sanki çok lazım🤣🤣

Sevil K.
Sevil K. 10 Aug 2026, 00:23

Size soran oldu mu gerçekten?🤣 Bizim akrabalar kimse istemese de fikirlerini sunmadan duramıyorlar. Sanki çok lazım🤣🤣

Yazarın Diğer Yazıları

Hey Müthiş Co…

07.09.2026 - 22:08


Tesadüfler Tesadüf mü?

17.08.2026 - 23:53


Bilinmeyen Ötekiler

03.08.2026 - 23:07


Yeni Parti

25.07.2026 - 21:37


Komik mi? ve Diploma

06.07.2026 - 00:13


Siyasi Sağduyu

02.06.2026 - 19:30


2041 Yılında Türkiye

25.05.2026 - 16:52


Değişim ve Değişmek

19.05.2026 - 08:03


Hiç Kimseden Vazgeçme…

11.05.2026 - 10:44


Başarıya Giden Yollar…

04.05.2026 - 08:17


Üslub

05.04.2026 - 16:39


Olmayınca Olmuyor Mu?

15.03.2026 - 22:24


Kod Adı: Meryem

08.03.2026 - 22:59


Oturduğum Yerden...

23.01.2026 - 10:33


Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !