Üsküdar’da Siyasi Gerilim
Üsküdar’da Siyasi Gerilim
20:05İyiliği Kadraja Taşımak
İyiliği Kadraja Taşımak
11:47Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık...
Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık Yapılan 7...
21:58Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın id...
Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın idrak edilec...
Yazılamayan çok şey var. Yazılabilenler, buzdağının sadece görünen yüzü. Bazen insan, kaçacak bir delik arar. Çünkü insanlar, bazen samimiyet ve yardım adı altında o kadar çok birbirlerinin hayatına girer ki; mesafeler ve sınırlar delik deşik olur. Sesler, konuşmalar… Herkes kendi kalbinin temizliğinden, kendi haklılığından bahseder. Ama birinin kalbinin gerçekten temiz olup olmadığı, yaptığı şeyin haklı olup olmadığı, kifayetsiz kalır.
Bazen insanı en çok üzen şey; yüzüne genel geçer konuşup arkandan konuşan insanların varlığı ve hayatına atılan bombaların ağırlığıdır. Oysa biri gelip sana açıkça bir şey söylememişse ve senden yardım istememişse, onun hayatını konuşmanın veya ona müdahale etmenin ne faydası var ki? Başkasının günahını kendi tahsilat faturamıza eklemeye gerek yok herhalde. Hayatın matematiğinden çok kez sınıfta kalmış biri olarak; tutan elim, gören gözüm ve bana verilen her şey için kendimi hayata ve insanlığa borçlu hissederim. Çünkü bütün bu sahip olduklarımıza sahip olamayan çok insan var.
Bir de insanların ardından konuşarak, bilerek veya bilmeyerek, birilerinin hayatındaki gözyaşı olursam, yani kendime fazladan yük yüklersem, hayata geri ödeyeceğim bedel daha da artar diye düşünürüm. Ve hepsini ödeyemezsem, aradaki fark kadar acı çekerim ya da sevdiklerim çekebilir; hepsi bu. Hayatta alma-verme dengesinin dayanılmaz bir inceliği var. Çoğu zaman, hayatın bana sunduğu güzelliklerden daha azını geri vermişimdir diye düşünürüm. Anlayacağınız, kendimi dünyaya ve insanlığa hep borçlu hissederim.
“Gözümden kaçmış eksik manevi ödemeler, boş konuşmalarım ve bu yüzden faiziyle dirhem dirhem geri ödeyeceklerim artmış olabilir farkında olmadan” diye düşünürüm. Hayatın bana verdiğinden fazlasına burnumu sokmuş, bazı yerlerde haddimi aşmış, muhtemelen yanlışlar yapmış olabilirim diye düşünürüm. O yüzden hayatın dengesizliğindeki, o aradaki fark kadar fazladan iyilik yapmaya çalışırım, dengeye gelmek için. Belki böylece hayatın tahsilatında, geri ödeme çabamla bir denge kurulur diye umut ederim bütün kalbimle. Yani derdim kendimle…
Hayatla pazarlıkta fiş almazsak, sahip olduklarımızın manevi tahsilatında indirim olur mu? Kim bilir… Belki de olur. Belki bir ChatGPT’ye sorulabilir. Eh… risk alıp denemek mümkün. Ya da belki insanoğlu, tabiat ananın bu dengesini bile kandırmanın bir yolunu bulmuştur.
Aptal durumuna mı düştün? Olsun be ya! Çoğu insanın hafızası balık hafızalıdır. Üzerinde fazla durma. Günler su gibi akmalı. Bilmiyorsan öğrenirsin. Başarısız olduysan tekrar denersin. Küçükken bize dualar tekrar tekrar öğretilirdi. Çünkü tekrar edilen şeyler kolay öğrenilir. Yollar da öyle… Çok da dert değil yani.
Zaten hayatımız çoğunlukla başarısızlıklarımızın üzerine kurduğumuz eğreti bir hayat. Bugün iyiydim dersin, yarın dibe çakılabilirsin. “Yahu, 24 saatte nasıl böyle altüst oldu her şey?” diyeceğin durumlar bile yaşanabilir. Tarih gerçekten tekerrürden ibaretmiş, Meryem. Özellikle bu coğrafyada.
Yalnız kalmak, iç dengeyi bulmak için bulunmaz bir fırsattır. İnsanlarla sürekli birlikte oldukça iç terazinin ayarı kaçıyor. Birileriyle oturunca kendini iyi hissediyorsun belki. Ama bir o kadar süre yalnız ve sessiz kalmak da gerekiyor. Belki biraz okumak. Belki sadece sağlıklı geçen günlere şükretmek. Çünkü bütün bunlara sahip olmayanlar var. İç terazinin yeniden dengeye gelmesi için inziva şifadır.
Günlük yazılı planlar yapmak… Ve o planlara uyabildiğin bir günün sonunda, sanki kazanan sen olmuşsun da sana bir taç takılmış gibi mutlu olmak. Ama günümüzde bütün bunlar bile çok zor. Dünya bir yangın yeri…
Her insan aslında küçük bir dünya. Dünyada denizler, dağlar ve yüzlerce ülke, milyonlarca insan var. Sen de bunların hepsini içinde taşıyan bir dünyasın. Adın: Yürüyen Dünya Meryem.
Niyet, insanı hayatta ve ayakta tutan bir iksir Meryem. Eğer niyetin bir cana ilaç olmaksa… Bir güzellik yapmaksa… Ya da bir kötülüğü engellemekse, bir manipülasyonu bertaraf etmekse… Zaten hayata 1-0 önde başlamışsın demektir. Sonuç berbat mı oldu? Olsun Meryemim, olsun. Yine de çabaladın, olsun. Çabalamaya değer. Ve kendi çapında, küçücük de olsa insanlığın faydasına çabalamaya değer. Yapabildiğin kârındır. Bilge bir kızım olsaydı, onu büyük bir nimet olarak görürdüm. Adının Meryem olmasını isterdim. Nazenine Meryem…
13.09.2026 - 08:56
07.09.2026 - 22:08
27.08.2026 - 06:20
17.08.2026 - 23:53
09.08.2026 - 17:50
03.08.2026 - 23:07
25.07.2026 - 21:37
19.07.2026 - 23:51
15.07.2026 - 17:17
06.07.2026 - 00:13
29.06.2026 - 10:31
23.06.2026 - 10:55
15.06.2026 - 22:35
09.06.2026 - 14:21
02.06.2026 - 19:30
25.05.2026 - 16:52
19.05.2026 - 08:03
11.05.2026 - 10:44
04.05.2026 - 08:17
28.04.2026 - 09:15
19.04.2026 - 12:36
12.04.2026 - 21:37
05.04.2026 - 16:39
29.03.2026 - 23:11
24.03.2026 - 11:35
15.03.2026 - 22:24
01.03.2026 - 10:37
22.02.2026 - 22:46
15.02.2026 - 21:23
09.02.2026 - 04:59
03.02.2026 - 14:23
23.01.2026 - 10:33
18.01.2026 - 13:53
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.