Üsküdar’da Siyasi Gerilim
Üsküdar’da Siyasi Gerilim
20:05İyiliği Kadraja Taşımak
İyiliği Kadraja Taşımak
11:47Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık...
Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık Yapılan 7...
21:58Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın id...
Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın idrak edilec...
Peki ama hangi kaynana!
Günümüzde damatlar kaynana besliyor, iyi afiyet olsun karınızın anasına da! Çok merak ettim; sizin şu kaynananız, “Dur be ya damat efendi, her zaman karının anasını, baldızı besleyeceğine ve daha sonra, kendi canın isteyince, senin mızmız çocukları oyalayacak bir yer bulamadığında, emrivaki, soluğu kendi ana babanın evinde alacağına, kendi anan baban da yaşlı ya, damat evladım! Ananın babasının evi de yol geçen hanı ya da ahır değil ya. Damat efendi! Bir kaynananı, baldızını çağırdığın gibi, bir de kendi ananı babanı evinde misafir et evladım,” demeyi akıl etmiyor mu bu kız anaları acaba?
Burada basitçe fizikteki denge kuralını hatırlatmakta fayda olabilir: Damat efendi damat efendiiii! Sürekli kaynanan, baldızın ve kasıklık sepetinden oluşan mütevelli heyetini, evinde ağırlayıp uğurladığın, onlara pişirip taşıdığın gibi, kendi ananı babanı da evine davet edip misafir etmediğiniz sürece, sizin evde huzur ve güzel geçim olmaz sanırım arkadaşım.
Ayrıca empati yapayım; kendim damat olsam, karıma şu soruyu sorardım: “Yahu hatun, her hafta veya iki haftada bir, ananı, baldızı, yok efendim baldızın sıpalarını yani sizin mütevelli heyetinizi misafir edip besliyoruz ya, istersen sadece çocuklarımızın ve evliliğimizin dengesi için, hani sokaklarda bağırıyoruz ya ‘adalet yok, adalet yok’ diye, biz adaletli olmaya evimizden başlayalım sevgili karıcım. Bir senin anan, baldız hoş gelsin sefa gelsin soframıza hatuncum, bir de benimkiler.” Böylece adaletsizliğin olduğu dünya düzenine bir adalet ayarı da bizim evden çekelim, hatuncum,” derdim. Maşallah… Damatlardan kaynanaya hizmette sınır yok. Ama aynı damat, kendi ana babasına gelince, ya biz bir ara uğrarız kafasında…
Böyle giderse, kalan evliliklerde hep gelinlerimizin anasını, bacısını ağırladığımız ayarı kaçmış kantar yüzünden, kantar bir gün dile gelip “Yahu nerede bu damatların anası babası sofrada?” deyip, gün gelip feci tartacak aile yapımızı ve sonra “Yahu neden bizim evdeki çocuklar böyle huysuz, tembel ve neden iki maaşlı karı koca olmamıza rağmen bu evin bereketi yok?” diyebiliriz.
Bir de babaannelerini, amca ve halalarını misafir edin be yahu! Dengeye gelsin sizin çocukların tabiatı, ruhu… İşte bana kalırsa evliliklerdeki bu mühim gelin hanımın kutsal anası, bacısı sorunsalını, adaletsizliği çözmeden büyük adaletsizlikleri çözemeyiz sanırım. Çünkü dünya dediğimiz şey, önce bizim evdeki dünyadan başlıyor azizim. Her insan bir dünya. Her ev, her aile de bir dünyadır. Savaş, çürüme önce küçük dünyamızdaki savaşlardan, adaletsizlikten başlıyor bana kalırsa.
Yani mealen damadın anası babasının da, gelin hanımın anası bacısı gibi evinizde misafir olması mümkün olmuyorsa, siz cancağızım, sizin evdeki çocuklardan ve evin bereketinden beklentinizi çok azaltın; buna madde 1 diyelim. Eğer gelin hanımlar “Eh ben kaynanayı sevmiyorum! Çünkü bana neler etti bir bilsen, o yüzden sen bu işe burnunu sokma Demet, yürü git,” derse bile, ama ah yine de maalesef, madde 1 geçerli.
Üstelik gelin hanım, anası bacısıyla saç saça baş başa girse bile onlara laf söyletmiyor, toz kondurmuyor. Ayol evde misafir değillerse bile günde 2 saat telefonda canlı yayında olan bu kutsal Bermuda üçgeni, ay pardon sizin mütevelli heyeti, iyi hoş da sana göre gelin hanım, ayol bırak da kaynananın da ne kadar deli, ne kadar kaçık olduğuna, sen değil de, yaşayarak ve görerek çocukların karar versin. İzin ver de, çocukların hem baba tarafını çok iyi tanısın, böylece hem muhakeme yetenekleri hem de insanları ölçme-tartma becerileri gelişsin. Her ev ve her anne, ilkokul ve ilk öğretmendir aslında.
Çocuklarımızı, mübarek kuş tüylerinde, anneanne, teyze ve dayıların evimizde VIP muamelesiyle gördüğü aile ortamında yetiştiriyoruz da, eh bir de tahtiravellinin öbür ucu var: baba tarafımız… Ve sonuç: evdeki dünyanızda yandaşlıkla gelin ailesinin öncelikli olduğu düzen varken, bu tek taraflı, hep anne tarafı kayırmacı aile düzeni, fizikteki dalgalar misali, senin çocukların ruhsal sağlığını, başarısını da bozuyor. Yani değişmesi yıllar alabilen devleti veya yönetimi ya da suçu hep başkasına atmak yerine, evinin kapısını kapadığında, küçük çekirdek ailenin olduğu dünyada senin adaletin nasıl, kocanın ailesine? Gelin hanım, sen kaynanayı istemeyince, sizin evdeki muhalefet ne diyor bu işe?
“Demet kız, bunları yazarak kime gönderme yapıyorsun?” derseniz, geçen gün komşumuz yaşlı karı-koca çiftine oğlu ve gelinini geldi; her iki haftada bir yaşlı ana babasına sözüm ona ziyarete, aslında yemeye içmeye geliyorlar. Yaşlı adam yakınıyor: “Benim oğlan hep gelinin anasını, bacısını misafir eder, biz oğlanın evinin yolunu bile unuttuk!” diye. Kayınpedergilin beslediği gelin hanım maşallah yemiş içmiş, olmuş bin kilo, “Ay,” diyor, “Demet abla, yarın kendi annem, bacım her pazar ki gibi kahvaltıya gelecek diye, kaynanamgilin bize hazırladıklarından kalanları da paketleyivereyim.” Kız gelin hanım… Kız kaynananın evin duvarlarını da söküp götürseydin…
Ama şimdi burada bir çift laf da damatlara yazmazsam gözüm açık giderim ha! Vallahi bir şey diyeyim mi damat efendi, öyle aklın sıra her hafta taşıyıp, pişirip misafir edip, çok hürmet ettiğin, yedirdiğin, gezdirdiğin kaynanan olsam, “Yahu ne kadar da salak bu bizim damat, ulan kendi anasına babasına hürmeti olmayan bizim damattan ne hayır gelir benim kıza?” derdim. Kızının geçimini isteyen anneler, ki bundan az biraz şüpheliyim, çünkü analar “Kocana hizmetçi olma kızım, elin ekmek tutsun, ben çok çektim, aman okuttuğum kızım çekmesin,” diye diye evliliklerin kimyasını bozdu. “Kız çok bilmiş Demet, bu fikirlerini al dür bük de… Kız deli misin, bizim evdeki bu minicik dengesizlik koca dünyayı nasıl sallasın kız?” derseniz, arkadaş bir senin evdeki dengesizlik bir minik zerre sarstı dünyayı. Ayol bir sen oradan sarstın, bir de millet senin aynını yapıp buradan sarstı, derken işte hep beraber el birliği ile ettik dünyanın içine…
Zararı kime? Canım zararı, sanırım senin kolejlerde okuttuğun, iki üç dil bilen ama kocasına hizmet etmeyi, hizmetçilik gören ve ev işleri bilmediği için gurur duyduğun biricik göz bebeğin kızcağızına, olacak gibi görünüyor. Hani inşallah ben burada yazdıklarımla yanılırım… Yine de kulağına bir su kaçırmak istedim de…
13.09.2026 - 08:56
07.09.2026 - 22:08
27.08.2026 - 06:20
17.08.2026 - 23:53
09.08.2026 - 17:50
03.08.2026 - 23:07
25.07.2026 - 21:37
19.07.2026 - 23:51
15.07.2026 - 17:17
06.07.2026 - 00:13
29.06.2026 - 10:31
23.06.2026 - 10:55
15.06.2026 - 22:35
09.06.2026 - 14:21
02.06.2026 - 19:30
25.05.2026 - 16:52
19.05.2026 - 08:03
11.05.2026 - 10:44
04.05.2026 - 08:17
28.04.2026 - 09:15
19.04.2026 - 12:36
12.04.2026 - 21:37
05.04.2026 - 16:39
29.03.2026 - 23:11
15.03.2026 - 22:24
08.03.2026 - 22:59
01.03.2026 - 10:37
22.02.2026 - 22:46
15.02.2026 - 21:23
09.02.2026 - 04:59
03.02.2026 - 14:23
23.01.2026 - 10:33
18.01.2026 - 13:53
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.