Gülistan Doku Soruşturmasında 18 Gözaltı
Gülistan Doku Soruşturmasında 18 Gözaltı
18:58YÖK’ten Kontenjan Hamlesi: Geleceğin Mes...
YÖK’ten Kontenjan Hamlesi: Geleceğin Meslekleri Ön...
11:24Dünyanın zirvesinde yine Türkiye var: Fi...
Dünyanın zirvesinde yine Türkiye var: Filenin Sult...
11:17Italiano kilit ismi İtalya'da buldu: Beş...
Italiano kilit ismi İtalya'da buldu: Beşiktaş'a ku...
Efendim, bazen bir oradan, bir buradan; bir havadan, bir sudan, kah aşağıdan kah yukarıdan, kafama göre bir şeyler yazıyorum işte öyle… Ve en çok da sevdiğim cümlem “biz de işler böyleyken böyle…” Güzel geri dönüşler var mı? Sağ olun teveccühünüz… Eleştiri, hakaret var mı? Acı var mı, acı? Derseniz, gırla kıyamet… Ama en çok da oralardan beslenip büyür insan. Ben de kafalar, Eminönü pazarında tezgâha çıkmış bağıran pazarcı gibi, “gel vatandaş sen de gel! Hakaretler, eleştiriler veli nimetimizdir” modundayım…
Hani böyle bir arkadaşa bakıp çıkacağım türü yalanlarla daldığımız yerler var ya, oradaki hikâyelerden birinde duymuştum: “Bir kadına nasıl davranılmaması gerektiğini babamdan öğrendim” diye… Şimdi ninem “edebi edepsizden öğrendim” derdi ki diye yazasım var! Ama “başlatma lan ninenden” diyenler bile var ha!
Genelde hayat sahnesinde mal, malzeme ortada oluyor zaten. Kendine de mal diyen biriyim… Aslına bakarsanız, çalıştığım kurumlarda da bir numarayım aslında. Çünkü yarın ölsem ve işe gelmesem, hayat olduğu yerden devam edecek, bir eksikle; ben yokum, hepsi bu! Ve artık benim için sahnede jübile yaptım, perdeyi kapattım demektir.
Umarım hayatın bu son sahnesi, güzel, saygılı bir vedayla olur… Hayatıma gelip geçen iyi ya da çok kötü herkesle beraber el ele, sizlere sahneden saygıyla başımızı önümüze eğip selam vererek ve içtenlikle şapka çıkardığım bir veda sahnesi…
Sonra hayatımda bana yolculuk eden, el ele sahnede tutuştuklarıma dönüp, onların önünde saygıyla eğilip, onları alkışlarım ve sonra tüm izleyicileri de tekrar. Çünkü onlar olmasaydı, bugünkü ben yoktum…
Ay Demet, içime darlık geldi kız, oradan buradan, ahbablardan! Yazıyorsun da, yazının başlığında Yeni Parti yazmışsın, sadede gel… derseniz. Babam, iğneden ipliğe her şeyi kutlamak, hayırlı olsun demek için deli olurdu… O yüzden ülkemiz için, yeni parti hayırlı olsun diyerek başlayalım…
Çok inanıyorum ki şu an ülkemizdeki her siyasetçi de, ekran ardında ya da mikrofonlar uzatıldığında ekran önünde, “Yeni parti hayırlı olsun” demiştir…
Bir vatandaş Osman kafasıyla, ülkemizdeki ekran önündeki ya da arkasındaki siyasetçi, sanatçı, sporcu, gazeteci herkesin yapıp ettikleri, deyip koydukları ne varsa, sadece ülkemiz sınırlarında değil, elimizdeki AI teknolojisi ile dünyanın her yerinde bilmem kaç dile çevrilip dünya ile bir “köprü” olduğumuzun ve kendimizi “vitrine” koyduğumuzun bilincinde olabilirsek, ne güzel bir şey olur…
Yıllar önce Manisalı bir arkadaşım beni meclise gezmeye götürmüştü. Yemek vakti meclis restoranına girince, ekranlardan gördüğüm pek çok siyasetçinin de orada öğle yemeğinde bir arada olduğunu gördüm ve hatta bazen ekran önünde karşılıklı atışan siyasetçilerin bile aynı masada oturup yemek yediğini, hasbihal ettiğini görmek oldukça medeni bir duruştu, ümitkârdı.
Sonra, Özgür Özel’in odasına gittiğimizi de hatırlıyorum. İçeri girdiğimizde, bizi tanımasa da, Özgür Özel hemen oturduğu yerden kalkıp “hoş geldiniz, beş gittiniz” türünden güzelce bizi karşıladı. Makam masasının önündeki küçük sehpa üzerinde içilmiş Türk kahvesi fincanlarıyla doluydu; dört, bilemedim beş boş kahve fincanı vardı ve biz oturduk oradaki iki koltuğa.
Biliyor musunuz, ben gençlere de bir şey anlatırken, mutlaka “o anın” kafalarında fotoğrafını görselleştirmeleri için detaylı bir resim çizmeyi çok severim. Çünkü gözümüzde canlandırabildiğimiz şeyleri anlamlandırması daha kolay olur; yani önce büyük resmi tasvir edip, sonra detayları motif motif işlemek beyine… Ya da bazen gerekliyse, bir parçadan yola çıkarak bütün parçayı tasvir etmeye…
İşte o günkü ziyarette boş kahve fincanları da dikkatimi çekti. Sonra bir çırpıda, Özgür Özel, kolları sıvayıp, “durun ben önce şu fincanları bir toplayayım” dedi. Kasıntı oturup sekreterin toplamasını beklemek yerine… Ne güzel, hızlıca davrandı, bir çırpıda seri hareket ederek.
Hani ortalama bir insan olarak ne beklersiniz? Yok işte efendim, bir zile basılabilir; hani sekreter gelir, boş fincanları alır ve sonra bize döner, bir şey içer misiniz diye sorar falan filan… Sonra arkadaşım Özgür Özel’e bir şeylerden bahsetti ve Özgür Özel direkt, lafı uzatmadan, eğip bükmeden “olmaz öyle” dedi, çıktı işin içinden. Kısa ve net tavrı hoşuma gitti.
Çünkü maalesef hayatımda en çok zorluk yaşadığım insanlar, kendilerine somut bir şey sorduğum vakit, spesifik sorduğum soruyu cevaplamak yerine, Hz. Âdem’e dönüp, sıfırdan başlayarak, sorduğum konu hakkında konuştukça konuşası gelenler… Allah sizi inandırsın, bilmem kaç dakikamı heba edip, bir ton lafı dinledikten sonra, eğer konuşmaları sırasında benim soruma cevap vermiş olsalar dahi, beynim dumura uğradığı için, ne sorduğum sorunun cevabını anlıyorum; dahası ne de anlattığı bir ton laf salatasını dinliyorum.
Çünkü bana kalırsa, tüm konuya hâkim, muazzam bir kariyere sahip olsa bile, sorulan spesifik soru üzerine cevap verebilme becerisi, her kişinin işi değil…
Ha, bir de veda etmeden son bir şeyi de sizinle paylaşmak isterim; ülkemizin ev sahipliği yaptığı toplantılar, attığı goller, Ayasofya’sı, peyniri, havlusu, kayısısı, çay bardağı ve Türk dizileri ile dünyanın yakın markajında olduğunu bilmek gurur verici…
Ülkem, anam babam gibidir…
19.07.2026 - 23:51
15.07.2026 - 17:17
06.07.2026 - 00:13
29.06.2026 - 10:31
23.06.2026 - 10:55
15.06.2026 - 22:35
09.06.2026 - 14:21
02.06.2026 - 19:30
25.05.2026 - 16:52
19.05.2026 - 08:03
11.05.2026 - 10:44
04.05.2026 - 08:17
28.04.2026 - 09:15
19.04.2026 - 12:36
12.04.2026 - 21:37
05.04.2026 - 16:39
29.03.2026 - 23:11
24.03.2026 - 11:35
15.03.2026 - 22:24
08.03.2026 - 22:59
01.03.2026 - 10:37
22.02.2026 - 22:46
15.02.2026 - 21:23
09.02.2026 - 04:59
03.02.2026 - 14:23
23.01.2026 - 10:33
18.01.2026 - 13:53
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.