Üsküdar’da Siyasi Gerilim
Üsküdar’da Siyasi Gerilim
20:05İyiliği Kadraja Taşımak
İyiliği Kadraja Taşımak
11:47Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık...
Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık Yapılan 7...
21:58Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın id...
Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın idrak edilec...
Günümüzde mesele yapılanın yanlışlığı değil, kimin yaptığı… Aynı hatayı yanımızdaki, sevdiğimiz biri yapınca görmezden geliyoruz; bir diğeri yapınca ise “rezalet” oluyor. Hayatımda değer verdiğim birine dedim ki: “Bu yaptıkları hiç yakışık almadı.” Hiç beklemediğim bir tepki geldi: “Şişşşşt, aman Demet! Şimdi bir şeyler söyleyip onlara ağır duygular yüklemeyelim…” Nasıl yani? Onların davranışı bana ağır duygular yükledi, o ne olacak? “Demet, öyle yapmışlar da sor bakalım niye yapmışlar. Hem seni, hem onları dinlemek lazım…” İyi de, sosyal normlar kapsamında, genel geçer kurallara göre bile “yakışık olmadı bu” denilecek bir durum için “iki tarafı da dinleyelim” demek adalet mi, yoksa topu taca atmak mı?
İnsan neden yanlışı savunacak kadar kör ya da sağır olur? Bu bir kendine müslüman davranmak değil mi? Bunu deyince bana ne dendi biliyor musunuz? “Bunu dediğin için özür dile.” Dur bir dakika… Yanlış yahu! Dedim diye özür mü dileyeceğim? Dünya tersine dönmüş! Bana kalırsa herkes, aldığı aile terbiyesi, üstüne koyduğu eğitim ve hayat tecrübelerinin bir bileşkesi olarak, içindeki kapasitesi ne kadarsa, diline de davranışına da o yansıyor. Ama sen bunu söyleyince ne oluyor? “Sen şimdi bize eğitimsiz mi dedin? Kültürsüz mü dedin?” Yıkıl karşımdan Demet! Hoppala… Ben de çıktım gittim oradan… Şaşkındım. Böyle anlarda insan kendi kendine diyor ki: “Demet, bir daha ne şeytanı gör ne selavat getir.” Tamam, olduğu kadar diyorsun, susayım. Ama bu sefer de: “Susma Demet! İki çift laf et be yahu, sessizliğin de saygısızlık!” Eee, ne yapalım şimdi? Sussan suç, konuşsan suç. İki ucu boklu değnek. Pardon ama… Sizin derdiniz ne? Bana kalırsa, “Davranışlarınızla irrite ettiğiniz kadar, alerjiniz nüksediyor olabilir kuzum…” Bir anda ortamın rengi değişti. Meğer gerçekten alerjileri varmış, bir ton ilacla boğuşuyorlarmış!
Velhasıl… İşimize gelince develer pire, işimize gelmeyince pireler deve… Mesele nasıl görmek istediğinle alakalı. Sonrasına kılıf bulmak zaten kolay. Gerisi laf kalabalığı. Ama insan yine de merak ediyor: “Yanlışa niye yanlış diyemez insan?” Acaba ucu kendine dokunduğu için mi? Hani şu meşhur hikaye var ya: “Ay bizim damat her işi yapar kızım için…” Peki ya gelin? “Onun elinden iş gelmez doğru dürüst!” Sahi mi? Bak hele… Demek ki gelin de kızın gibiymiş! Demek ki neymiş? Baktığın yere göre değişiyor her şey. Hasım mısın, hısım mı? Yada yanında mısın, karşısında mı?
Yanlışı kimin yaptığına göre de değişiyor fikirler. Kızın yapınca “yakıştı kerataya”… Gelin yapınca “cadalozun yaptığını bak…” Eh canım teyzem, burada mesele ne kızın ne gelin. Asıl mesele senin kantarın bozulmuş. Doğru tartmıyor. Ben bazen şöyle hayal ederim… Elimde kendi hayatımın küçük kantarı var. Her yanlış yaptığımda, kimse görmeden onu düzeltmeye çalışıyorum bazen. Ama bir de büyük bir hayatın kantarı var… Üzerinde durduğumuz koca dünyanın terazisi. İşte biz küçük küçük “önemsiz” dediğimiz yanlışlarla, o büyük kantarı da bozuyoruz. Adım adım… Fark etmeden… Kapını kapattın mı, ne yaparsan yap hacı emmi, Nurdan teyze. Vicdanınla baş başasın. Herkesin peşine polis takılacak hali yok ya… Ama mesele şu: Toplumun içinde olanlar… Hastanedeki doktor, okuldaki öğretmen, bölgedeki idareci… Elbette çalıştıkları yerin büyüklüğüne göre onların yaptıkları daha görünür, dünyanın her yerinde ve daha unutulmaz iz bırakır; olumlu ya da olumsuz yönde. Hatta bazen büyük kitlelere hitap edenleri daha şanslı görürüm; bir hareketleriyle aynı anda binlerce kişi mutlu olabilir ve maalesef tersi de mümkün... Ve eğer mesele bir gün gök kubbede hoş bir seda bırakmaksa, bugün de su gibi akıp gitti elden cancağızım, umarım ve dilerim ki, bugün hayatta ve ayakta iken, bir cana iyi gelebildik. Yarın var mı, ya nasip…
İğneden ipliğe yaptıklarımızın sadece bize değil, başkalarına da dokunduğunu bilmek, gençlere, çocuklara, yaşlılara örnek ve umut olabilmek olsa gerek mesele… Yoksa… “Benimki dibi kara, seninki benden kara” diye hataları yarıştırmanın kimseye faydası yok.
13.09.2026 - 08:56
07.09.2026 - 22:08
27.08.2026 - 06:20
17.08.2026 - 23:53
09.08.2026 - 17:50
03.08.2026 - 23:07
25.07.2026 - 21:37
19.07.2026 - 23:51
15.07.2026 - 17:17
06.07.2026 - 00:13
29.06.2026 - 10:31
23.06.2026 - 10:55
15.06.2026 - 22:35
09.06.2026 - 14:21
02.06.2026 - 19:30
25.05.2026 - 16:52
19.05.2026 - 08:03
11.05.2026 - 10:44
04.05.2026 - 08:17
28.04.2026 - 09:15
19.04.2026 - 12:36
12.04.2026 - 21:37
05.04.2026 - 16:39
24.03.2026 - 11:35
15.03.2026 - 22:24
08.03.2026 - 22:59
01.03.2026 - 10:37
22.02.2026 - 22:46
15.02.2026 - 21:23
09.02.2026 - 04:59
03.02.2026 - 14:23
23.01.2026 - 10:33
18.01.2026 - 13:53
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.