Üsküdar’da Siyasi Gerilim
Üsküdar’da Siyasi Gerilim
20:05İyiliği Kadraja Taşımak
İyiliği Kadraja Taşımak
11:47Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık...
Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık Yapılan 7...
21:58Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın id...
Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın idrak edilec...
İtiraf etmek gerekirse, hayatım tam bir başarısızlık yumağı; hangi bir yanını tutsam elimde kalır.
Başarısızlıklarım bana ne öğretti? Her zaman her istediğimin olmayacağını. “Ayol bunu bilmiyor muydu?” derseniz; aslında lafta biliyordum da, canım çıkana kadar emek, gayret ettikten sonra da istediğimin olmadığını görmek çok zordu. Böyle durumlar için referans kitabım: TÜBİTAK yayınlarından çıkan “Her zaman her istediğin olmaz.”
Anlayacağınız, hayatın bana nazikçe, incitmeden yaklaşması yerine orman kanunları modunda muamele ettiği ve bu nedenle “otur aşağı Demet” durumlarını çokça yaşadım. Bunu yazdığım bir yerde biri kalktı ve dedi ki: “Oh, çok iyi olmuş sana! Öyle hayatın sizi feci çarptığını okuyunca içlerime su serpildi. Çünkü el bebek gül bebek, bir dediğinizin iki edilmediği ananız babanızla siz mutlu yaşarken, ben de ne ana ne baba, ne ev ne ocak, yetimhanelerde büyüdüm…”
Öyle ya da böyle, hepimiz hayatımızın bir yerlerinde mutluysak, bir yerlerinde dibe gömüldük. Zaten hayat da bu: kazanmak kadar kaybetmenin de mümkün olduğunu, her zaman her istediğimizin olmayacağını çocuklarımıza öğretmemiz gerekir. Ha bir de cidden, çocuklarımızı başkaları incitmesin diye panter gibiyiz ya, bırakalım da çocuklarımızı biz hayatta ve ayakta iken incitsinler, kırılsınlar. Çocuklarımız kaybetsinler, hakarete maruz kalsınlar… Yani biz varken, hayatın orman kanunlarına karşı antrenmanlı olsunlar.
Kıskanmak mı? “Evladım, kıskanman sonucu değiştirmeyecek; belki de düşündüğün kadar kıskanılası bir şey değildir seni kıskançlıktan deli eden şey.” Heeey, bana bak küçük yumurcak, bu kardeşini çıktığı yere geri tıkamayız; hem sana da oyun arkadaşı bu bebek! Referans kitabımıza belli: “Her zaman her istediğin olmaz.” Çocuklar bize trip yapıyorsa, bir de biz postayı koyup trip yapalım bakalım. Belki tersine bir durum olunca her şey daha iyi olur. Heeeyy, kardeşini kıskanacağına gel de elinden tut bir şeyin, yahu. İki yaşında bile olsan bunu yapabilirsin. Fizikte derler ya, “doğa boşluk sevmez.” Boş bırakmayalım çocukları; iş, iş, iş… Al şu tozu, getir şu biberonu, yahu.
Çocuklarımız kabule geçmeyi, bazen ikinci kişi olmayı, hatta bazen bir kalabalıkta silik görünen, oturup dinleyen olmayı bilmeli. Arkadaşıma telefon ettim geçen gün, küçük oğlunun yaş gününü kutlamak için; ama evin kraliçesi büyük abladan sıra gelmiyor kimsenin konuşmasına. “Ay bizim çocuk da böyle, lider ruhlu” diye şişirilen el kadar bebelere, canım maalesef hayat öyle muamele etmiyor.
Çocuklara her yaşta öğretebiliriz ki: “Bir şey senin değilse ya da bir şey senden daha önde, daha önemli ise, olabilir… Gül geç. Çünkü böyle durumlar mümkün ve olabilir. Her zaman sen en çok bilen, en çok sevilen, odak noktası olamazsın yavrum.” Doktora derslerini geçmiş ve babasını arayıp “Ya baba, çok üzgünüm, falanca bana neden öyle dedi ki arkamdan?” depresyona girdim deyince evlat, muhterem babası: “Oh, iyi demiş sana, az bile demiş! Ha bir de inşallah iki üç doktora dersinden kalırsın da! Sonra o ne demiş, bu ne demiş diye depresyona girmezsin.” Yahu babaya bak be ya! Depresyona girmeyi bile lüks görüyor insana…
Depresyona girecek gibi oluveriyorsan, acil hareket et; harekette bereket var. Yağmura, çamura, kara rağmen mutlaka çıkıp bir yarım saat yürümek çok iyi fikir. Ha bir de bizim orada çok sıkıldıysan, içine daral geldiyse, pantolonuna bir arı koy der büyükler.
Maşallah günümüzde çocukları yedirip içirip, giydirip yatırıyoruz ama hep çok meşgulüz. Oysa çocuklar bizim kontrolümüzde; bir reddedilme tokadıyla yüzleşsinler bakalım. Böyle hüsranlar, teflon etkisi yapmaya başlar çocuklarımızın hayatında azar azar. Başarılı insanların insanlıklarına şapka çıkarılır hakikaten. Birisi, “Ay on kez aradı, açmadım” diyor; vah vah sana… Eski İstanbul valisinden duymuştum: “Beni kim arasa, dönerim.” Öbürü de diyor ki “Ay vallahi makam odama geldi, ayağa kalkmadım”; vay anam senin hâline, çok geçmiş olsun… Kapılarda karşılayıp, kapıya kadar uğurluyor birileri…
Başarıya giden yollarda inisiyatif alabilen, risk alan insanlar 1-0 önde başlıyor sanırım. Ama hangi inisiyatif, hangi riskler alınmaya değer? Altı emek ve çaba ile doldurulmuş, ana babanın duası ve iyi dilekleri ile bezenmiş olanlar. Bana kalırsa, ana babası ile hâlâ problemi olanlar lütfen gelmesin başarı kuyruklarına. Çünkü arkadaş, bilmem kaç yıl önceki ananın babanın yaptığını affetmeye, “kardeşimi benden daha çok sevdilerdi” diye diye, ota çöpe suçlu aramaya sevdalıysan, başarıya giden yollar otobüs hattında bekleme.
Ha bir de en önemlisi, ninem der ki: “Kısmetinde varsa çürük dişin mermere batar; kısmetinde yoksa sağlam dişin pamukta kırılır.” “Ayol ben inanmıyorum bu nasip kısmet işine” dersen de canım; ilahi düzen mi dersin, tabiat ana mı dersin, fizik mi dersin… bazı şeyler nasip, kısmet işi. Öğretmek lazım, iki yaşındaki veletlere bile.
Geçen misafirlerim gelecek diye özenerek aldıklarım ne mi oldu? Hava bozdu, arkadaşlar hastalandı, gelemedi. İşte az biraz ben yedim, sonra falan da filan da oldu ve bana hep gelip uğrayan rakun ve keseli sıçan yedi nevaleleri… Oysa alırken hiç de onlar yer diye düşünmemiştim.
İşte hayatta çokça hesap yaptığım anlarda, hayatın hesabı da farklıydı; kartlar yeniden karıldı ve olanlar oldu. Ama olan da olduğu şekliyle güzeldir. Fizikte de böyle zaten: “Her şey olması gerektiği gibi olacaktır.” Delirmecelere, “ay bana bir şeyler oluyor” diye ayılıp bayılmalara gerek yok.
Bir de hayal kurmanın ve hayalleri gözümüzün önünde somutlaştırıp hayat tiyatromuzda kafamızdan sahneye koymanın da başarıya giden süreçte payı olabilir. Üstelik başarmak istediklerinizi yazmak da iyi fikir…
13.09.2026 - 08:56
07.09.2026 - 22:08
27.08.2026 - 06:20
17.08.2026 - 23:53
09.08.2026 - 17:50
03.08.2026 - 23:07
25.07.2026 - 21:37
19.07.2026 - 23:51
15.07.2026 - 17:17
06.07.2026 - 00:13
29.06.2026 - 10:31
23.06.2026 - 10:55
15.06.2026 - 22:35
09.06.2026 - 14:21
02.06.2026 - 19:30
25.05.2026 - 16:52
19.05.2026 - 08:03
11.05.2026 - 10:44
28.04.2026 - 09:15
19.04.2026 - 12:36
12.04.2026 - 21:37
05.04.2026 - 16:39
29.03.2026 - 23:11
24.03.2026 - 11:35
15.03.2026 - 22:24
08.03.2026 - 22:59
01.03.2026 - 10:37
22.02.2026 - 22:46
15.02.2026 - 21:23
09.02.2026 - 04:59
03.02.2026 - 14:23
23.01.2026 - 10:33
18.01.2026 - 13:53
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.