--°C --
Son Dakika
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Dersimiz Ekonomi

Bugün günlerden ekonomi dersi. Yurtdışındaki bir lisede öğrenciler, ekonomi dersinde beşer kişilik gruplara ayrılmış. Tahtada günün sorusu yazıyor: “Aşağıdaki beş ürünü en önemliden en önemsizine doğru sıralayın: kalp ilacı, simit, arabaya mazot, dondurma ve ev kirası.”

Öğretmen, her grubun kendi içinde tartışmasını ve bir sözcünün belirledikleri sıralamayı savunmasını istiyor. Sınıfta hararetli tartışmalar yaşanıyor. Özellikle Emiliy’nin bulunduğu grupta tansiyon hayli yüksek. Bakalım, grubun sözcüsünden, bu anlaşmazlığın nedenini öğrenebilecek miyiz?

Ekonomide ihtiyaçlar, kabaca, vazgeçilebilir ve vazgeçilmesi zor olan ihtiyaçlar şeklinde ikiye ayrılıyormuş. Bu açıdan bakıldığında ilacın ilk sırada yer alması şaşırtıcı değil. Ardından insanın başını sokabileceği bir ev, sonra da karnını doyurabileceği ekmek veya simit gelebilir. Dondurma ise listenin sonlarına yerleşebilir. Peki ya, arabaya mazot almak mı, yoksa simit ya da ekmek mi dördüncü sırada olmalı?

Benim gibi ekmek spor biri için simit, mazottan önce gelir. Ne de olsa arabaya yakıt koyabilmek için önce bir arabanız olmalı! Üstelik toplu taşıma seçenekleri varken otomobil sahibi olmak, başlı başına bir meseleye dönüşebiliyor. Hatta park yeri ararken bile sorun. Velhasıl, “Araban mı var, derdin var!” derler ya, varlığın da kendine göre dertleri var.

Ancak bu listenin herkes için geçerli olduğunu söyleyebilir miyiz? İşte ekonomi dersinin asıl sorusu belki de tam burada başlıyor. Emiliy’nin grubunun sözcüsü konuşmaya başladığında ilk sırada arabaya mazot olduğunu öğreniyoruz. Evet, yanlış duymadınız: Mazot!

Çocukların bu tercihi, evlerde en sık konuşulan konulardan biriyle ilgili olabilir. Anne babalar sürekli artan yakıt fiyatlarından söz ediyorsa, çocukların zihninde de mazot, hayatın en önemli meselelerinden biri olarak yer edebilir. Üstelik ev kirasını ödeme, mutfak masrafını karşılama gibi sorumluluklarla henüz tanıştırılmamış çocuklar, temel ihtiyaçların gerçek ağırlığını öğrenmemiş görünüyorlar herhâlde. Çünkü onların dünyasında zaten ev sıcaktır, yemek masadadır, yatak hazırdır.

Fakat Emiliy’nin hikâyesi, tartışmaya bambaşka bir boyut kazandırıyor. Emiliy, listedeki ilacın adını tanımış ve bu nedenle onu ilk sıraya koymak istemiş. Ancak ilacın kalp ilacı olduğunu bilmiyormuş. Bildiği tek şey, her gün kullanmadığında kaslarının kasıldığı, yere düşüp bayıldığıymış. Yani o ilaç, Emiliy için bir tercih değil, yaşamını sürdürebilmenin şartıymış. Ama arkadaşlarına neden bu ilacı ilk seçtiğini açıklarken bile durumun tıbbi anlamını tam olarak bilmiyormuş.

Eh, Emiliy kızımız, hadi annen baban sana bu ilacın kalbin için olduğunu söylemedi diyelim. Ama cancağızım, senin de hiç mi aklına gelmedi, elinden düşürmediğin telefonundan “Ben bu ilacı içiyorum da neden içiyorum?” diye araştırmak? Çocuklarımız bizim yansımamız. Mazot fiyatlarının yoğun bir şekilde konuşulduğu evlerde büyüyen çocuklarımız, sokaktaki açın hâlinden anlayabilir mi? Çocuklarımız birer kayıt cihazı gibi. Eğer Emiliy örneğinde olduğu gibi kendi hayatlarını sürdürmek için kullandıkları ilaçlara bile kayıtsız kalıyorlarsa, başkalarının acılarına, ihtiyaçlarına karşı kör veya sağır da olabilirler herhâlde. Gerçek körlük ya da sağırlık, sadece karşıdakinin hâlinden anlamamak olsa gerek.

Buradan daha büyük bir soruya ulaşabiliriz: Bir sınıftaki, daha yaşları 17 olan öğrencilerin ihtiyaçlarında bile ortak bir liste yapamıyorsak, bir ailenin, mahallenin, kasabanın ya da ülkenin öncelikleri de aynı olamaz elbette! Herkesin ekonomik koşulları, yaşam deneyimleri ve karşılamak zorunda olduğu ihtiyaçlar nasıl farklıysa, inanışı, algılayışı, yaşayışı da farklı. Herkesten benim olduğum gibi olmasını beklemek, olsa olsa sadece ahmaklığım olur.

Ha bir de! Kendimi sütten çıkmış ak kaşık olarak görüp, hantal ve değişmesi yıllar alabilecek sistemleri eleştirmek, sosyal medyada binlerce kez yazılmış, bize yanlış gelen düşünceleri bir tane daha bizden olsun diye yazmak ya da sorumluları suçlamak neyi çözebilir? Bendeniz, koca ülkenin ekonomisini kurtarmaya bir el atmadan önce, belki de bireysel olarak kendimize sormamız gereken asıl soru şu olabilir mi: hemen şimdi, yarına kalmadan, yanı başımızdaki bir insanın hayatını kolaylaştırmak için bugün ne yapabiliriz? Bu kişiye yaptığımız bir iyilikle veya bir ihtiyacını gidermekle bütün bir ülkeyi, dünyayı kurtarmış olmuyoruz ama o kişi için çok şeyi değiştirmiş oluyoruz, değil mi?

Geçenlerde otobüste giderken, yıllardır iş aradığını söyleyen bir öğrencime rastladım. Göz ucuyla baktım da! Bir profesörün, torpille işe giren kişilere beddua ettiği bir videoyu izliyordu. Düşündüm de, öğrencim zaten işsizlikten kırılıyor; bir de profesör olan hocanın böyle videoları izleyen gençleri manipüle etmiş olmuyor mu?

Sonuçta, helal haram demeden kazandığını içine sindirip evlatlarına götüren birine beddua sallamaya gerek yok sanırım. Çünkü bugün biçtiklerimiz, kendi ektiklerimizden değil mi?

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(4 Yorum)
Yorumları sırala
Abdullah Doğan
Abdullah Doğan 19 Oct 2026, 14:51

Zaman hızlı akıp gidiyor emeklerinize sağlık

Batuhan
Batuhan 19 Oct 2026, 23:43

Yani bir toplumun gerçek zenginliği, insanların cebindekinden çok yüreklerindeki merhametle ölçülebilir. Kaleminize sağlık.

Fatma
Fatma 21 Oct 2026, 08:11

Şu yalan Dünya da merhametli ,Allahtan korkan, kuldan utanan evlatlar yetiştirebilirsek en büyük zenginliğimiz,kaleminize sağlık💐💐💐

Fatma
Fatma 21 Oct 2026, 08:11

Şu yalan Dünya da merhametli ,Allahtan korkan, kuldan utanan evlatlar yetiştirebilirsek en büyük zenginliğimiz,kaleminize sağlık💐💐💐

Yazarın Diğer Yazıları

Azrail İle Dans

12.10.2026 - 10:47


Almadan Vermek

29.09.2026 - 00:02


Sonunu Gördün Mü?

20.09.2026 - 21:04


Hey Müthiş Co…

07.09.2026 - 22:08


Tesadüfler Tesadüf mü?

17.08.2026 - 23:53


Bilinmeyen Ötekiler

03.08.2026 - 23:07


Yeni Parti

25.07.2026 - 21:37


Komik mi? ve Diploma

06.07.2026 - 00:13


Siyasi Sağduyu

02.06.2026 - 19:30


2041 Yılında Türkiye

25.05.2026 - 16:52


Değişim ve Değişmek

19.05.2026 - 08:03


Hiç Kimseden Vazgeçme…

11.05.2026 - 10:44


Başarıya Giden Yollar…

04.05.2026 - 08:17


Üslub

05.04.2026 - 16:39


Olmayınca Olmuyor Mu?

15.03.2026 - 22:24


Kod Adı: Meryem

08.03.2026 - 22:59


Oturduğum Yerden...

23.01.2026 - 10:33


Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !