--°C --
Son Dakika
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Kadın Cinayetleri Bir Toplumun Utancı

Bugün Şişli’de bir adam karton toplarken bir kadın cesedi buldu. Eğer o adam oradan geçmeseydi, belki katiller çoktan kaçmış olacaktı. Aynı hafta içinde üç kadın daha öldürüldü. Gerekçe hep aynı: “Sevgilisiydi, tartışmışlardı.
Bu cümle artık midemi bulandırıyor.
Bir tartışma nasıl cinayetin gerekçesi olabilir?
Bir insan, bir başka insanın canını alma hakkını kendinde nasıl görür?
Bir tavuğu bile kesmeye eli titreyen insanlar, nasıl oluyor da bir kadını bıçaklayabiliyor?
Burada mesele öfke değil.
Burada mesele kıskançlık değil.
Burada mesele anlık sinir hiç değil.
Burada mesele, gücünü yanlış yerde kullanan, vicdanını kaybetmiş bir zihniyet.
Bu ülkede kadınlar, çocuklar ve zayıf görülen herkes, gücü kendinden büyük olanların hedefi haline gelmiş durumda. Çünkü biliyorlar ki karşılarında gerçek bir bedel yok. Çünkü biliyorlar ki “iyi hal indirimi” var. Çünkü biliyorlar ki “haksız tahrik” var. Çünkü biliyorlar ki birkaç yıl yatar çıkarım düşüncesi var.
Asıl korkunç olan da bu:
Bu insanlar artık korkmuyor.
Gücü patronuna yetmeyen, gücü sisteme yetmeyen, gücü sokakta kendinden güçlü erkeğe yetmeyen… Hırsını kadından çıkarıyor. Çocuktan çıkarıyor. Kendinden zayıf gördüğünden çıkarıyor.
Bu güç değil.
Bu, acizliktir.
Hayvan demek bile istemiyorum. Çünkü hayvan, doğası gereği avlanır. İhtiyacı kadarını alır. Zevk için öldürmez. Kin tutmaz. Plan yapmaz.
İnsana ise akıl verilmiştir. Vicdan verilmiştir. Merhamet verilmiştir.
Ama belli ki bazıları insan olmayı reddediyor.
Bir toplum düşünün; kadınlar akşam eve sağ salim dönebilmek için dua ediyor. Anneler çocuklarını okula gönderirken içleri titriyor. Kadınlar ayrılmak istediklerinde korkuyor. Boşanmak istediklerinde korkuyor. “Hayır” demeye korkuyor.
Bu normal değil.
Bu, gelişmiş bir toplumun tablosu değil.
Bu, ciddi bir çöküşün göstergesidir.
Daha acısı şu:
Her cinayetten sonra aynı cümleler kuruluyor.
“Takipçisi olacağız.”
“En ağır ceza verilecek.”
Sonra ne oluyor?
İndirimler geliyor.
Pişmanım deniliyor.
Kravat takılıyor.
Sonra unutuluyor.
Oysa bazı ülkeler bu konuda çok net tavır koymuş durumda. Fransa’da çocuk istismarına ağır cezalar var. Kırgızistan’da çocuk tecavüzcülerine hadım yasası çıkarıldı.
Biz hâlâ tartışıyoruz.
Kadın ve çocuk öldürenlere karşı sıfır tolerans uygulanmadıkça, bu kan durmayacak.
Bu işin başka yolu yok:
İndirimler kaldırılmalı.
Ağırlaştırılmış müebbet gerçekten ağırlaştırılmış olmalı.
Denetimli serbestlik cinayet suçlarında uygulanmamalı.
Failin geçmişi değil, mağdurun kaybı esas alınmalı.
Çünkü kaybedilen bir hayatın telafisi yok.
Bir kadın öldürüldüğünde sadece bir beden toprağa girmiyor. Bir annenin kızı, bir çocuğun annesi, bir ailenin umudu, bir insanın bütün hayalleri gömülüyor.
Ve biz buna alışıyoruz.
Asıl korkunç olan da bu:
Alışmak.
Ben alışmak istemiyorum.
Bir kadının öldürülmesini “haber” olarak okumak istemiyorum.
Bir annenin feryadını izlemek istemiyorum.
Bir çocuğun “annem nerede?” sorusunu duymak istemiyorum.
Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı.
Kadın olmak, cesaret işi olmamalı.
Bu ülkenin kadınları korkarak değil, güvenle yaşamalı.
Ve biz bunu istemekten vazgeçersek, gerçekten kaybederiz.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(0 Yorum)
Yorumları sırala

Henüz yorum yok

Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !