Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çöz...
Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çözülüyor
16:05Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
18:12Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzak...
Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzakere
14:57Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilan...
Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilanço
Havası serin, insanı sıcak Kars’ın bağrından çıkan bir kız çocuğunun, azimle, vatan sevgisiyle, fikir ve idealleriyle büyüyerek bir Cumhuriyet kadınına dönüşmesinin hikâyesi aslında bu toprakların hikâyesidir. Bu hikâyenin başkahramanı Eğitimci-Yazar Neşe Doster’dir.
Kimi insanlar vardır, yalnızca konuşmaz, iz bırakır. Yalnızca anlatmaz, düşündürür. Yalnızca öğretmez, ilham olur. Eğitimci-Yazar Neşe Doster Hanımefendi, benim nazarımda tam da böylesi müstesna bir isimdir. Onu dinledikçe feyz aldığım, hitabından nezaket öğrendiğim, duruşundan örnek bir hanımefendi…
Evlat olmuş, anne olmuş, eş olmuş; hayatın her sorumluluğunu omuzlamış, fakat bütün bunların ötesinde kendini eğitime, düşünceye ve toplumsal faydaya adamış bir Cumhuriyet kadını olarak yoluna devam etmiştir. Üstelik sadece öğrenmiş değil, öğrenmeyi hayat boyu sürdürmüş, bilgisini paylaşmayı da bir görev bilmiştir.
Kadına verilen değeri yalnızca sözle değil, yaşamıyla temsil eden bu güçlü duruş, bana hep Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kadınına duyduğu inancı hatırlatıyor. Çünkü Cumhuriyet’in yetiştirdiği kadın; sadece kendi hayatını kuran değil, toplumu da inşa eden kadındır. Eğitimci-Yazar Neşe Doster Hanımefendi, bu anlayışın yaşayan örneklerinden biridir.
Hocamı dinlerken paylaştığı bir hatıra ise beni ayrıca derinden etkiledi. İsviçre’de 1973 yılında bir tanıdığının banka hesabı açmak isterken kadın olduğu için eşinden izin belgesi istenmesi, dünyanın gelişmiş kabul edilen ülkelerinde bile kadınların ne tür engellerle karşılaştığını çarpıcı biçimde gösteriyordu. O an, bu ülkenin vatandaşı ve bir kadın olarak bir kez daha gurur duydum.

Çünkü Türk kadını, Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde 5 Aralık 1934’te seçme ve seçilme hakkına kavuşmuş, birçok Batı ülkesinden önce siyasal hayatta yerini almıştır. Bize bırakılan bu değerin, bu Cumhuriyet mirasının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha kalpten hissettim. Bugün doğal kabul ettiğimiz nice hak, büyük mücadelelerin ve ileri görüşlü bir devrimin öncüsüdür.
Mücadele eden kadınlara verdiği değer, gençlere uzattığı el, eğitime duyduğu bağlılık ve memleket sevgisi, onu sadece bir aydın değil, aynı zamanda bir gönül insanı yapıyor. Yazıyor, anlatıyor, üretiyor… Yorulmuyor. Çünkü onun derdi sadece bugünü konuşmak değil, yarına iz bırakmak.
Sayın Hocamı dinlediğimde beni en çok etkileyen şeylerden biri, bilgi kadar üslubudur. Çünkü bilgi zarafetle birleştiğinde öğretmek sanata dönüşür. Nezaketiyle saran, hitabıyla düşündüren, birikimiyle ufuk açan o duruş, bana hep şu cümleyi söyletiyor: İşte bizim Türk kadını…
Bugün kadın meselesi çoğu zaman sloganlarla konuşuluyor. Oysa bazı hayatlar başlı başına cevaptır. Eğitimci-Yazar Neşe Doster Hanımefendi’nin hayatı da böyledir. Kadının üretkenliğine, aklına, naif duyuşuna ve memleket sevdasına dair güçlü bir cevaptır.
Gençlere eğitimi, bilgiyi, vatan sevgisini, sanatı anlatmaya devam eden kalemiyle ve kelamıyla yol açan bu Cumhuriyet kadını, aslında bize şunu hatırlatıyor: Bir milletin yükselişi, kadınlarının cesareti kadardır.
Ben bir kadın olarak onu dinlediğimde yalnızca bir konuşmacı değil, bir karakter görüyorum. Bir terbiyeyi, bir irfanı, bir Cumhuriyet terbiyesini…
Ve içimden gururla şu geçiyor: İşte bizim Türk kadını, zarif, bilgili, üretken… Ve vatanına sevdalı.
14.04.2026 - 11:17
16.03.2026 - 21:04
08.03.2026 - 09:12
04.03.2026 - 08:38
24.02.2026 - 11:36
14.02.2026 - 11:52
07.02.2026 - 13:46
02.02.2026 - 14:44
26.01.2026 - 00:20
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok