Üsküdar’da Siyasi Gerilim
Üsküdar’da Siyasi Gerilim
20:05İyiliği Kadraja Taşımak
İyiliği Kadraja Taşımak
11:47Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık...
Silah Taşıma Ruhsatı Başvurusunda En Sık Yapılan 7...
21:58Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın id...
Mevlid Kandili için geri sayım: Yarın idrak edilec...
Bugün 8 Mart. Sosyal medya yine “Kadınlar Günü kutlu olsun” mesajlarıyla dolu. Bana da birçok mesaj geldi. Fakat itiraf etmeliyim ki içimde bir sevinç oluşmadı. Aksine, bir burukluk ve sorgulama hissettim. Çünkü her gün kadın cinayetlerinin haber olduğu bir ülkede, kadınların acıları hâlâ tazeyken bu kutlamaların ne kadar samimi olduğunu düşünmeden edemiyorum.
Televizyon ekranlarında neredeyse her gün bir kadının hayatının nasıl elinden alındığını izliyoruz. Sokak ortasında bıçaklanan, kurşunlanan, darp edilen kadınların haberleri sıradan bir olay gibi sunuluyor. Bir kadının sevgilisinden ayrılmak istemesi, boşanmak istemesi ya da sadece kendi hayatına dair bir karar almak istemesi bile bazen ölüm sebebi olabiliyor. Böyle bir ortamda “kutlama” kelimesi insanın boğazına düğümleniyor.
Öte yandan toplumun başka bir çelişkisi daha var. Aynı insanlar bir yandan Kadınlar Günü’nü kutlarken, diğer yandan kadını hâlâ bir birey olarak görmekte zorlanıyor. Kadın gülümsedi diye “hafif” deniliyor, kolu göründü diye “ahlaksız” damgası vuruluyor. Kadın çoğu zaman bir insan olarak değil; ya bir eş, ya bir anne, ya da bir süs olarak tanımlanıyor. Oysa kadın her şeyden önce bir bireydir, bir insandır.
Geçtiğimiz günlerde bir sivil toplum kuruluşunun iftar programına davet edildim. Yaklaşık üç yüz kişi vardı ve neredeyse tamamı erkekti. Eşler yoktu, kadınlar yoktu. Bu tabloyu gördüğümde düşündüm: Kadınların olmadığı bir ortamda, kadınlar adına yapılan kutlamaların ne kadar anlamı olabilir? Kadınların sesi, emeği ve varlığı yok sayılırken yapılan güzel sözlerin ne kadar karşılığı vardır?
Kadın; annedir, emektardır, eştir. Ama bunlardan önce insandır. Onun hakkı sadece özel günlerde güzel sözlerle anılmak değil, hayatın her alanında saygı görmek ve eşit şekilde var olabilmektir. Kadının miras hakkını vermeyen, onu karar mekanizmalarından uzak tutan, toplumun içinde görünmez kılan anlayış değişmeden yapılan kutlamalar yalnızca birer formalite olarak kalacaktır.
Bir başka acı gerçek ise savaşlarda bile çoğu zaman ilk hedefin kadınlar ve çocuklar olmasıdır. Dünyada özgürlükten, insan haklarından söz edenlerin bu acılar karşısındaki sessizliği de ayrı bir çelişki olarak karşımızda duruyor.
Belki de bu yüzden bugün içimden coşkuyla “Kadınlar Günü kutlu olsun” demek gelmiyor. Çünkü gerçek bir kutlama, ancak kadınların korkmadan yaşayabildiği bir toplumda anlam kazanır. Bir kadının hayatı, onuru ve özgürlüğü gerçekten korunuyorsa o gün kutlama yapılabilir.
O gün geldiğinde elbette hep birlikte seviniriz. Ama bugün, kutlamadan önce vicdanımızla yüzleşmemiz gerekiyor. Kadınlara gerçekten saygı duyulan bir gün geldiğinde, o zaman tebriklerinizi gönülden kabul eder ve hep birlikte kutlarız. Şimdilik ise, bu gün bana bir bayramdan çok bir vicdan muhasebesini hatırlatıyor.
14.05.2026 - 15:13
02.05.2026 - 08:41
28.04.2026 - 22:30
14.04.2026 - 11:17
16.03.2026 - 21:04
04.03.2026 - 08:38
24.02.2026 - 11:36
14.02.2026 - 11:52
07.02.2026 - 13:46
02.02.2026 - 14:44
26.01.2026 - 00:20
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok