Gökçeada'da Cumhuriyet Coşkusu ve İş Bir...
Gökçeada'da Cumhuriyet Coşkusu ve İş Birliği!
00:14Randevizyon'dan Tırnak Salonlarına Özel
Randevizyon'dan Tırnak Salonlarına Özel
10:58Dadaşlar Diyarından Yalova'ya Cumhuriyet...
Dadaşlar Diyarından Yalova'ya Cumhuriyet Kadınları...
08:27Turizmde Tarihi Adım
Turizmde Tarihi Adım
İstanbul – 1 Mart 2026 Orta Doğu’nun en derin ve en uzun soluklu düşmanlıklarından biri olan İran-ABD ilişkileri, bugün doğrudan askeri müdahaleler, rejim değişikliği hedefleri ve nükleer programın enkazı arasında yeni bir evreye girdi. Bir zamanlar Soğuk Savaş’ın kilit müttefiklerinden olan İran, 1979 Devrimi’nden beri “varoluşsal tehdit” algısıyla karşı karşıya. Petrol kavgası, nükleer krizler, vekâlet savaşları ve son aylardaki hava bombardımanları bu ilişkiyi “ne barış ne savaş” halinden tam anlamıyla sıcak çatışmaya taşıdı. Başlangıç: Dostane Ama Sınırlı Temaslar (1850’ler – 1940’lar) İran (o dönem Pers) ile ABD arasındaki ilk resmi temaslar 19. yüzyıl ortalarında kuruldu. 1883’te ABD’nin Tahran’a ilk elçisi atandı. İki ülke arasında ciddi bir çatışma yaşanmadı; ABD, İngiliz ve Rus emperyalizmine karşı İran için doğal bir denge unsuru olarak görüldü. II. Dünya Savaşı’nda İran’ın İngiliz-Sovyet işgaline rağmen ilişkiler olumlu kaldı. 1953 Darbesi: Güvenin Sonsuza Dek Kırıldığı An 1951’de Başbakan Muhammed Musaddık, Anglo-Iranian Oil Company’yi (bugünkü BP) millileştirerek petrolü devletleştirdi. İngiltere ambargo ve boykotla misilleme yapınca Musaddık zayıfladı. ABD başlangıçta müdahaleye mesafeliydi, ancak 1953’te Eisenhower’ın başkanlığıyla Soğuk Savaş paranoyası devreye girdi: İran’ın Sovyet etkisine kapılabileceği (çoğunlukla abartılı) iddia edildi; asıl motivasyon petrol kontrolü ve millileştirmenin yayılmasını engellemekti. CIA ile MI6’nın ortak operasyonu Operation Ajax başladı. CIA ajanı Kermit Roosevelt sahada yönetti. Propaganda, rüşvet ve sokak eylemleriyle Musaddık hedef alındı: 15 Ağustos 1953: İlk girişim başarısız; Şah firman imzalayıp kaçtı, Musaddık darbeyi boşa çıkardı. 19 Ağustos 1953: İkinci dalga başarılı oldu. CIA destekli çeteler, ordu ve paralı göstericiler sokakları ele geçirdi; tanklar Musaddık’ın evini kuşattı, yüzlerce kişi öldü. Musaddık yakalandı ve ömrü boyunca ev hapsinde kaldı. Şah döndü, yetkileri katlandı; ABD şirketlerine petrolün %40’ı verildi. CIA’in 2013’te resmen kabul ettiği bu müdahale, demokratik bir hükümetin devrilmesinin ilk büyük örneğiydi. Uzun vadeli etkisi hâlâ sürüyor: Musaddık İran’da demokrasi ve milliyetçilik sembolü oldu. Darbe, 1979 Devrimi’nin en güçlü tetikleyicilerinden biri haline geldi. Bugünkü İran yönetimi 1953’ü “Amerikan emperyalizminin kanıtı” olarak gösteriyor. Bu olay, ilişkiyi “güven”den “güç ve çıkar” temelli düşmanlığa dönüştürdü. Altın Çağ: Şah Dönemi ve Yakın İttifak (1953–1979) Darbeden sonra İran, ABD’nin Soğuk Savaş’taki kilit müttefiki haline geldi. 1957: “Atoms for Peace” kapsamında sivil nükleer anlaşma imzalandı; ABD reaktör ve uranyum sağladı. 1970’ler: Şah milyarlarca dolarlık ABD silahı aldı; İran Körfez’de “ABD’nin jandarması” olarak görüldü. 1979 İslam Devrimi ve Rehineler Krizi: Dönüm Noktası Şah’ın baskıcı yönetimi ve Batı etkisi öfkeyi patlattı. Şubat 1979’da Ayetullah Humeyni liderliğindeki devrim monarşiyi yıktı, İran İslam Cumhuriyeti kuruldu. ABD’nin Şah’ı kabul etmesi gerilimi zirveye taşıdı. 4 Kasım 1979’da öğrenciler ABD Tahran Büyükelçiliği’ni basarak 52 Amerikalıyı 444 gün rehin aldı. Diplomatik ilişkiler kesildi, yaptırımlar başladı. 1980’ler: İran-Irak Savaşı ve Gölge Çatışma 1980–1988 İran-Irak Savaşı’nda ABD Saddam’ı destekledi; ambargolar sertleşti. 1988: ABD Vincennes gemisi İran yolcu uçağını düşürdü, 290 kişi öldü. “Kaza” denildi ama İran’da derin travma yarattı. 1990’lar–2000’ler: “Şer Ekseni” ve Nükleer Kriz 1995: ABD yabancı şirketlere dahi yaptırım getirdi. 2002: Bush İran’ı “şer ekseni” ilan etti; nükleer program uluslararası krize dönüştü. Obama Dönemi: Kısa Umut – JCPOA Anlaşması 2015’te P5+1 ile JCPOA imzalandı: İran nükleer faaliyetleri sınırladı, yaptırımlar büyük ölçüde kalktı. Trump Dönemi: Maksimum Baskı ve Gerilim Zirvesi 2018’de Trump JCPOA’dan çekildi, “maksimum baskı” politikası başlattı. 3 Ocak 2020: Kasım Süleymani Bağdat’ta drone’la öldürüldü; İran ABD üslerini vurdu. Biden’dan Trump’a Dönüş ve 2025–2026 Krizi: Doğrudan Savaş Aşaması Biden yönetimi JCPOA’yı canlandırmak için dolaylı görüşmeler yaptı ama ilerleme sağlanamadı. Trump’ın ikinci döneminde (2025 başı) Umman ve Cenevre’de nükleer müzakereler yeniden başladıysa da hızla tıkanma yaşandı. Haziran 2025 Krizi – Twelve-Day War 13 Haziran 2025: İsrail, Operation Rising Lion ile İran’ın nükleer tesislerini (Natanz, Fordow, Isfahan), balistik füze üslerini ve üst düzey komutanları vurdu. Onlarca IRGC komutanı ve nükleer bilim insanı öldürüldü; İran yüzlerce füze ve drone’la İsrail şehirlerini hedef aldı. 22 Haziran 2025: ABD doğrudan katıldı. Trump’ın emriyle Operation Midnight Hammer kapsamında B-2 stealth bombardıman uçakları ve Tomahawk füzeleriyle üç ana nükleer tesise saldırıldı. GBU-57 Massive Ordnance Penetrator ilk kez gerçek savaşta kullanıldı. Trump: “İran’ın nükleer tesisleri tamamen obliterated!” İran Katar’daki Al Udeid üssüne füze attı – kayıpsız atlatıldı. 24 Haziran 2025: Ateşkes ilan edildi; ancak yüksek zenginleştirilmiş uranyum stoklarının büyük kısmı kayboldu, IAEA erişemedi. Şubat 2026: Rejim Değişikliği Hedefli Saldırılar 28 Şubat 2026’da ABD-İsrail ortak operasyonu başladı: ABD: Operation Epic Fury İsrail: Operation Roaring Lion Tahran dahil yüzlerce hedef vuruldu; rejim değişikliği hedeflendi. Ayetullah Ali Khamenei’nin öldüğü İran devlet medyası tarafından doğrulandı. Trump: “Khamenei, tarihin en kötü insanlarından biriydi, öldü.” İran misilleme olarak İsrail ve ABD üslerine (Katar, BAE, Irak) füze/drone saldırıları düzenledi. Sonuç: Açık Çatışma ve Belirsiz Gelecek İran-ABD ilişkileri bugün açık çatışma ve rejim değişikliği savaşına evrildi. Nükleer program enkazda, İsrail karşıtlığı, vekâlet savaşları (Husiler, Hizbullah, Şii milisler) sürüyor. Tarihsel yaralar (1953 darbesi, rehineler krizi, Süleymani suikastı, 2025-2026 bombardımanları ve Khamenei’nin ölümü) kapanmıyor; her iki taraf birbirini varoluşsal tehdit görüyor. Bu ilişki artık ya (çok düşük ihtimalle) yeni bir anlaşmayla yumuşayacak ya da daha büyük bir bölgesel kaosa sürüklenecek. Tarih tekerrürden ibaret değil ama ders çıkarmayanlar için en acımasız uyarıcı olmaya devam ediyor.
04.04.2026 - 23:16
23.03.2026 - 23:37
14.03.2026 - 14:49
10.03.2026 - 07:59
20.02.2026 - 14:47
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok