Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çöz...
Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çözülüyor
16:05Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
18:12Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzak...
Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzakere
14:57Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilan...
Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilanço
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'dan çift yönlü strateji: Cenevre'de ABD'ye karşı "Ne savaş ne barış", içeride teknolojik bağımsızlık ve "dijital açılım".
Kerem BATU
EDİTÖR
Giriş: 25.02.2026 - 22:25
Güncelleme: 25.02.2026 - 22:25
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, yaklaşan Cenevre nükleer görüşmeleri öncesinde ülkesinin dış politika ve iç kalkınma stratejisinin şifrelerini verdi. Dini Lider Hamaney'in direktifleriyle ABD'ye karşı "ne savaş ne barış" doktrinini yürüten Pezeşkiyan, geçtiğimiz günlerde ilan ettiği "Avrupa, ABD ve İsrail istese de istemese de kendi ayaklarımız üzerinde duracağız" restini masaya güçlü bir kart olarak sürüyor. Tahran, diplomatik arafta zaman kazanırken, içeride üniversiteler ve girişimcilerle tam bağımsız bir 'dijital ekonomi' inşa etmeyi hedefliyor.
Orta Doğu'da jeopolitik fay hatlarının kırıldığı ve ABD ile İran'ın Cenevre'de üçüncü tur müzakereler için masaya oturmaya hazırlandığı şu günlerde, Tahran yönetiminden birbirini tamamlayan stratejik hamleler peş peşe geliyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin içinde bulunduğu bu zorlu diplomatik ve ekonomik cendereden çıkış yolunu, dışarıda kontrollü bir gerilim, içeride ise topyekûn bir kalkınma seferberliği olarak çizdi.
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın son açıklamalarındaki en önemli dış politika vurgusu, müzakerelerin baş mimarı ve nihai karar vericisi olan Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'in direktiflerine olan sıkı bağlılıktı. İran yönetiminin Washington ile olan temaslardaki tutumunu belirleyen bir numaralı faktörün Hamaney'in görüşleri olduğunun altını çizen Pezeşkiyan, mevcut diplomatik durumu "ne savaş ne de barış" sözleriyle özetledi.
Bu durum, İran'ın yıkıcı bir askeri çatışmadan kaçınırken, rejim ideolojisini sarsacak kapsamlı bir teslimiyet anlaşmasına da imza atmayacağı anlamına geliyor. Tahran, yaptırımların gölgesinde zaman kazanırken ulusal çıkarlarından taviz vermemeye kararlı.

Pezeşkiyan'ın diplomasi masasında elini güçlendiren temel dayanak ise içeride başlattığı milli direniş ekonomisi hamlesi oldu. Altı saat önce sitemizde "İsteseler de İstemeseler de Kendi Ayaklarımız Üzerinde Duracağız!" başlığıyla yayımladığımız haberde, Cumhurbaşkanı'nın şu tarihi sözlerine yer vermiştik:
"Avrupa, ABD ve soykırımcı İsrail, bizim kendi ayaklarımız üzerinde durmamızı kesinlikle istemiyor. Bizi sürekli dışarıya bağımlı, teknoloji üretemeyen veya krizlerle boğuşan bir ülke olarak görmek istiyorlar. Ancak biz, ulusal birliğimizle onların bu beklentilerini boşa çıkaracak ve kendi ayaklarımız üzerinde durmayı başaracağız."

Dış aktörlerin İran'ı teknoloji üretemeyen zayıf bir ülke konumuna düşürme çabalarına karşı Pezeşkiyan'ın işaret ettiği adresler son derece netti: Girişimciler ve üniversiteler. Daha önce yayımladığımız "Tahran'da Dijital Açılım Sinyali" başlıklı dosyamızda belirttiğimiz üzere, yönetim internet kısıtlamalarını esnetmek ve teknoloji ekosistemini büyütmek için kolları sıvamıştı. Pezeşkiyan'ın bu vizyonu, Cenevre'deki diplomatik stratejinin "iç cephesini" oluşturuyor.

İran, Cenevre masasına sadece nükleer dosyalarla değil, arkasına aldığı bu "kendi ayakları üzerinde durma" vizyonu ve dijital seferberlik planıyla oturuyor. Batı'nın dayatmalarına karşı hem diplomasi kanallarını açık tutan hem de iç dayanışmayı maksimize eden Pezeşkiyan yönetimi, ülkenin geleceğini bu hassas denge üzerinden şekillendiriyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir