--°C --
Son Dakika
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Şarkıları Öldürebilir Misiniz?

victor jara

Şili’de, zamanın utançla büküldüğü bir eylül sabahıydı. Gökyüzü maviye kıymış, Santiago sokakları paletlerin soğuk demiriyle yaralanmıştı. La Moneda Sarayı’ndan yükselen simsiyah dumanlar, bir kentin değil, bir halkın geleceğini yakıyordu. Salvador Allende’nin radyodaki cızırtılar arasından sıyrılan son vedası toprağa düşerken, gökten sadece bombalar değil; kaskatı, kapkaranlık ve uzun bir kış yağıyordu.

16 Eylül 1973.

O zifiri karanlığın ortasında, nefretin karşısına silahla değil, göğsüne bastırdığı ahşap bir gitarla dikilen bir adam vardı: Victor Jara.

Toprağın bağrından kopmuş bir köylü çocuğuydu Victor. Yoksulluğun insanın yüzüne tırnaklarını nasıl geçirdiğini, nasırlı ellerin ekmeği bölerken nasıl kutsallaştığını doğduğu günden beri biliyordu. Şarkıların ilk nefesini annesi Amanda’nın sesinden emdi. Sonra tiyatroyu, şiiri, sahneyi büyüttü içinde. Ama hangi yola sapsa, adımları hep aynı durağa varıyordu: İnsana.

Onun tellere dokunan parmakları görkemli kahramanları değil; alın teri kurumamış işçileri, çilekeş anneleri, tutkulu aşıkları ve unutulmuşları çağırırdı. Çünkü Victor için gitar, müziğin ötesinde bir şeydi; o, dilsiz bırakılanların çığlığı, kimsesizlerin kimliğiydi.

Karanlık çöktüğünde Teknik Üniversite’nin bahçesindeydi. Askerlerin postalları kampüsü kirlettiğinde, binlerce insanla birlikte Şili Stadyumu’nun soğuk betonlarına sürüklendi. Dün binlerin hayranlıkla alkışladığı bir ozan, şimdi ölümün gölgesinde bir tutsaktı.

Onu teşhis ettiler. Zira diktatörlüklerin en amansız kabusu silahlar değil, kitleleri uyandıran ezgilerdir. Ağır işkencelerle susturmak istediler o sesi. Fakat Victor, katillerinin gözlerinin içine bakarak, ölümün koktuğu o tribünlerde son sığınağı olan sözcüklere sarıldı. İşkence görmüş elleriyle bir kağıt parçasına kazıdı son şiirini: Estadio Chile.

Korkuyu, teslim olmayan ruhu ve faşizmin çirkin yüzünü mısralara döküp, dostlarının koynunda dışarıya, özgürlüğe kaçırdı.

Sonra kurşunladılar Victor’u. 44 yaşındaki bedenini Santiago yakınlarında çamura terk ettiler.

Kurşunlar bir kalbi durdurmaya yetti, evet; fakat bir şarkının kanatlanıp uçmasına asla engel olamadı. Victor’un sesi stadyumun beton duvarlarını yardı, And Dağları’nın karlı zirvelerini aştı, okyanusları köpürterek çağları devirdi. Başka coğrafyalarda, başka dillerde direnenlerin nefesi oldu.

victor jara

Yıllar sonra o uğursuz stadyuma onun adını verdiler: Estadio Victor Jara.

Tarihin bazen geç gelen ama şiir gibi işleyen bir adaleti vardır. Onu zindana atanlar, katlettikleri adamın adını o soğuk duvarlara kazımak zorunda kaldılar. Generaller tarihin tozlu sayfalarında çürüdü, cuntalar yok oldu, o heybetli üniformalar eskidi. Ama Victor hep yirmi yaşında kaldı.

Çünkü bazı insanlar toprağın altına değil, bir ulusun ortak hafızasına ve vicdanına gömülür.

Şimdi ne zaman bir işçi nasırlı ellerini alnına götürse, bir anne umutla pencereye çıksa ya da bir genç haksızlığa karşı sesini yükseltse, Victor’un gitarından kopan o ince tel hâlâ titrer uzaklarda.

Ve yarım asır öteden anlatır bize: Bedenleri zincire vurabilirsiniz, sesleri kurşunlayabilirsiniz. Ama bir şarkı bir kez halkın kalbine düştüyse, onu öldürecek silah henüz icat edilmemiştir.

Victor Jara’yı vurdular. Şarkısını ise sonsuzluğa armağan ettiler.

Estadio Victor Jara

"Şehrin bu küçük köşesinde beş bin kişiyiz.
Beş bin kişiyiz.
Şehirlerde ve bütün ülkede
toplam kaç kişiyiz acaba?
Korkudan söz etmek zorunda kaldığımda
şarkı söylemek ne kadar zor.
Yaşadığım korku,
öldüğüm korku…
Kendimi bunca şeyin
ve sonsuzluğun bunca anının arasında görmek…
Şarkımın sonunu
sessizlik ve çığlıklar oluşturuyor."

— Victor Jara, Estadio Chile, Eylül 1973

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(0 Yorum)
Yorumları sırala

Henüz yorum yok

Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !