Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çöz...
Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çözülüyor
16:05Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
18:12Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzak...
Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzakere
14:57Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilan...
Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilanço
İran füzeleri Tel Aviv'i vururken küresel güçler sahneye indi.
Kerem BATU
EDİTÖR
Giriş: 03.03.2026 - 08:20
Güncelleme: 03.03.2026 - 08:20
Uzun süredir devam eden bölgesel savaş, İran'ın İsrail topraklarına yönelik geniş çaplı bir saldırı başlatması ile devam ediyor.İran, bu operasyonla Orta Doğu'nun askeri dengelerini sarsarken, Rusya cephesinden gelen "3. Dünya Savaşı" uyarısı ve Çin'in denkleme dahil olması küresel paniği zirveye taşıdı.

Haberkontak sitesinden edinilen bilgiye göre İran, yalnızca sembolik bir yanıt vermekle kalmayıp, İsrail'in derinliklerine genişlemeye kararlı olduğunu göstererek geniş yelpazede bir balistik füze harekâtı başlattı.
Hedef Tel Aviv: Füzelerin ana hedef noktalarından biri, İsrail'in ekonomik ve sosyal kalbi olarak bilinen Tel Aviv şehri oldu. Sivil yerleşimlerin yanı sıra kritik altyapı hizmetlerinin de vurulduğu iddia ediliyor.
Savunma Sistemleri Aşıldı: Dünyanın en gelişmiş hava savunma ağlarından biri olan Demir Kubbe ve Davut Sapanı, aynı anda fırlatılan çok sayıda füzenin sistemi "meşgul etmesi" nedeniyle zorlu bir sınav verdi. Birçok füze, savunma ağlarını aşarak yere çarptı.

Sıcak çatışmanın yansımaları devam ederken,Haberkontak sitesinin haberine göre;
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev'den dünya çapında açıklamalar geldi. Medvedev, ABD ve İsrail ittifakının saldırgan tutumlarının, İran'ın nükleer silah geliştirme sürecinin görülmemiş bir hızla tamamlanmasına yol açacağını savundu. ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarını "çılgın ve suçlu" olarak nitelendiren Medvedev, yerel çatışmaların kontrol edilemediği bir boyuta ulaşarak 3. Dünya Savaşı'nın patlak vermesine neden olabileceği uyarısında bulundu.

Rusya'nın askeri ve söylemsel desteğinin yanında, Doğu'nun diğer devi Çin, sessizliğini bozdu. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ve Sözcüsü Mao Ning tarafından yapılan resmi açıklamalar, Pekin'in krizdeki duruşunu netleştirdi.
Wang Yi, Çin'in İran ile olan geleneksel dostluğuna vurgu yaparak, "İran'ın ülkesini, değerlerini, toprak bütünlüğünü ve ulusal onurunu koruma hakları meşrudur" ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail'in saldırılarını uluslararası hukuka aykırı bularak sert bir dille kınayan Pekin yönetimi, askeri eylemlerin durdurulması çağrısında bulundu.
Çin'in açıklamaları uluslararası medyada "İran'a tam destek" olarak yankılansa da, güvenlik analistleri Pekin'in tavrını "diplomatik kalkan ve soğuk destek" olarak tanımlıyor. Çin, doğrudan bir askeri müdahaleden veya savaşın içine girmekten kaçınıyor. Bunun arkasında yatan temel nedenler ise şöyle sıralanıyor:
Enerji Güvenliği ve Hürmüz Boğazı: Çin'in enerji ithalatının tamamı Körfez ülkeleri ve Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor. Çatışmanın Körfez'e sıçraması, doğrudan Çin ekonomisini etkileyebileceği için Pekin yönetimi istikrardan yana tavır alıyor.
ABD ile Doğrudan Çatışma Riski: Çin, Orta Doğu uğruna ABD ile sıcak çatışmaya girmek istemiyor; bu durum Asya-Pasifik'teki ve Tayvan üzerindeki stratejik çıkarlarını riske atabilir.
Öncelik Tahliyeler: Çin ordusu, lojistik silah sevkiyatından ziyade, bölgedeki vatandaşların tahliyesine odaklanmış durumda. Son günlerde 3.000'den fazla Çin vatandaşı başarılı bir operasyonla İran'dan tahliye edilirken, bölgesel uçuşlar da askıya alındı.
Özetle; 2026 yılının ilk aylarında dünya, bir yanda ABD-İsrail ittifakı, diğer yanda İran'ı sahada Rusya'nın, masada ise Çin'in koruduğu çok bilinmeyenli ve nükleer riskleri barındıran devasa bir küresel krizin içine sürüklenmiş durumda.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir