Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çöz...
Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çözülüyor
16:05Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
18:12Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzak...
Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzakere
14:57Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilan...
Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilanço
Bayram namazını Mescid-i Aksa'da kılmak isteyen sivil halka İsrail polisinin sert müdahalesi uluslararası infiale yol açtı.
Kerem BATU
EDİTÖR
Giriş: 20.03.2026 - 00:00
Güncelleme: 20.03.2026 - 00:00
Haberkontak sitesinden alınan bilgiye göre; Filistinliler, Mescid-i Aksa'da bayram namazı arzusuyla yola çıktı ancak karşılarında aşılmaz demir bariyerler ve yoğun İsrail polisini buldu. Kutsal mabede girişleri tamamen yasaklanan binlerce sivil, bakımını Eski Şehir surlarının hemen altında, Sultan Süleyman ve Selahaddin caddelerinde toplanmaya çalıştı. Sadece tekbirlerle barışçıl bir şekilde ibadet etmeye çalışan bu inançlı kalabalık, dakikalar içinde çok şiddetli bir polis müdahalesiyle yüzleşti. Görgü tanıkları, güvenlik güçlerinin hiçbir uyarı yapmadan doğrudan kalabalığın ortasına ses bombaları attığını ve polislerin orantısız bir saldırı başlattığını aktardı. Sabahın erken saatlerinde bayramlıklarını giyerek ortaya çıkan çocuklar, kadınlar ve yaşlılar, bu acımasız müdahale nedeniyle büyük bir panik ve derin bir travma yaşadı. İsrail yönetiminin ibadet faaliyetlerini daraltma ve halkı sindirme politikası, bayram sevincini adeta bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürdü.
Sivil halka yönelik bu sert ve tavizsiz tutum, yalnızca bölgesel bir kriz yaratmakla kalmadı; aynı zamanda küresel çapta büyük bir infiale yol açtı. İnsan hakları savunucuları, inanç özgürlüğünün ve temel evrensel insan haklarının ihlal edildiğini hatırlatarak, İsrail güvenlik güçlerinin sergilediği bu tutumu açık bir uluslararası hukuk ihlali olarak tanımladı. Sahadaki bağımsız gazetecilerin ve sivillerin anbean kaydettiği kan donduran görüntüler, müdahalenin dozunu ve kullanılan güç orantısızlığını tüm çıplaklığıyla dünyanın gözleri önüne serdi. Uluslararası arenada birçok kurum, İsrail'in sivillere yönelik bu saldırgan tutumunu sert bir dille kınadı. İnsanlar sadece dua etmek isterken, karşılarında zırhlı araçlar ve polisleri buldu.

Kudüs'teki bu ağır güvenlik ablukası, sadece manevi bir yıkımla kalmadı; şehrin asırlık ticari hayatına da darbe vurdu. Normal şartlarda bayram sabahları iğne atsanız yere düşmeyecek kadar kalabalık olan o tarihi Eski Şehir sokakları, bu yıl adeta sessiz bir hayalet kente dönüştü. İsrail polisinin kurduğu dev barikatlar ve uygulanan katı toplama yasakları nedeniyle bölgedeki esnaf dükkanlarını açamadı. Tüm ticarethaneler dışında sadece birkaç fırın ve temel gıda tedarikçisi hizmet verebildi. Filistinli esnaf, bu yasakların yalnızca güvenlik amacıyla alınmadığını; asıl hedefin Doğu Kudüs'teki Arapları ekonomik olarak boğmak ve nihayetinde göçe zorlamak olduğunu yüksek sesle dile getirdi. Alışverişin tamamen durması, yerel halkın zor günler geçirmesine ve tam anlamıyla bir çöküşün eşiğine gelmesine yol açtı.
Tarihi surların gölgesinde, duaların yerini siren sesleri ve acı feryatlar aldı. Bu bayram, Filistin'in hafızasına kara bir leke olarak kazındı. Kısıtlamaların, polis baskısının ve ekonomik ambargonun kıskacındaki sivil halk, Mescid-i Aksa üzerindeki bu fiili işgalin ve ablukanın bir an önce son bulması için uluslararası toplumun acil müdahalesini bekliyor. Kudüs'teki bu son olaylar, din ve vicdan hürriyetinin bölgede ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu bir kez daha tüm netliğiyle kanıtladı. Şimdi tüm dünyanın dikkati, bu haksızlığa karşı atılacak somut adımlara çevrildi.