Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çöz...
Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çözülüyor
16:05Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
18:12Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzak...
Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzakere
14:57Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilan...
Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilanço
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Brüksel'de Grönland için "kırmızı çizgi" resti çekti.
Kerem BATU
EDİTÖR
Giriş: 23.01.2026 - 08:37
Güncelleme: 23.01.2026 - 08:37
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Brüksel'de düzenlenen gayriresmi AB Liderler Zirvesi öncesinde diplomatik nezaketi bir kenara bırakarak net konuştu. Son dönemde ABD ve küresel güçlerin yakın markajına giren Grönland ile ilgili spekülasyonlara son noktayı koyan Frederiksen, "Egemenlik haklarımız pazarlık masasında değildir. Kırmızı çizgilerimiz tartışmaya açık olamaz" diyerek hem Washington’a hem de Brüksel’e sert bir mesaj gönderdi.
BRÜKSEL (AVRUPA MASASI) — Belçika’nın başkenti Brüksel, Avrupa Birliği’nin (AB) geleceğini şekillendirecek kritik bir zirveye ev sahipliği yaparken, toplantının gündemine Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in "Grönland" çıkışı damga vurdu. Küresel ısınma ile birlikte yeni ticaret yollarının açılması ve zengin yeraltı kaynaklarının erişilebilir hale gelmesiyle dünyanın "yeni güç savaş alanı"na dönüşen Arktik bölgesi, Danimarka siyasetinin en hassas sinir ucunu oluşturmaya devam ediyor.
Gayriresmi AB Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Brüksel’e gelen Başbakan Frederiksen, toplantı öncesinde düzenlediği basın toplantısında, özellikle ABD kanadından gelen ve Grönland üzerindeki nüfuzunu artırmayı hedefleyen diplomatik girişimlere karşı "duvar" ördü.
Frederiksen’in açıklamaları, diplomatik teamüllerde nadir görülen bir netlikteydi. ABD ile Grönland’ın statüsü, geleceği veya yönetimi üzerine herhangi bir müzakerenin gündeme gelmesini kesin bir dille reddeden Danimarka Başbakanı, şu ifadeleri kullandı:
"Danimarka Krallığı’nın toprak bütünlüğü ve egemenlik hakları, herhangi bir müttefikimizle dahi olsa pazarlık konusu yapılamaz. Grönland üzerindeki tasarruf hakkı, yerel yönetim ve Kopenhag arasındaki anayasal bağlarla sabittir. Bu konuda 'kırmızı çizgilerimiz' bellidir ve bu çizgiler tartışmaya açık değildir. Egemenlik devri veya paylaşımı anlamına gelecek hiçbir teklif masaya getirilemez."
Başbakanın bu sert üslubu, diplomatik kulislerde; son dönemde perde arkasında yürütülen bazı lobi faaliyetlerine ve "Grönland’ın ABD güvenlik şemsiyesine daha fazla entegre edilmesi" yönündeki baskılara bir tepki olarak yorumlandı.
Danimarka’nın bu kadar sert bir savunma hattı kurmasının ardında, Grönland’ın değişen jeostratejik önemi yatıyor. Dünya üzerindeki en büyük ada olan Grönland, sadece buzullardan ibaret değil; aynı zamanda yüksek teknoloji ürünlerinde (akıllı telefonlar, elektrikli araç bataryaları, savunma sanayii çipleri) kullanılan nadir toprak elementleri (NTE) açısından dünyanın en zengin rezervlerinden birine sahip.
Çin’in bu elementler üzerindeki küresel tekelini kırmak isteyen ABD ve Batı bloğu için Grönland, hayati bir alternatif konumunda. Ayrıca buzulların erimesiyle açılan "Kuzey Deniz Yolu", Asya ile Avrupa ve Amerika arasındaki ticaret mesafesini kısaltarak adayı küresel ticaretin kilit noktası haline getiriyor.
Frederiksen’in "Kırmızı Çizgi" vurgusu, tam da bu noktada devreye giriyor. Danimarka, adanın bu devasa potansiyelinin kontrolünü elinden kaçırmak istemiyor. Başbakan, AB zirvesinde yaptığı bu çıkışla, sadece ABD’ye değil, Arktik politikalarında daha fazla söz sahibi olmak isteyen Avrupa Birliği bürokrasisine de "Burası bizim yetki alanımız" mesajını vermiş oldu.
Hatırlanacağı üzere, eski ABD Başkanı Donald Trump 2019 yılında Grönland’ı "satın almak" istediğini açıkça dile getirmiş, bu talep Kopenhag’da şok etkisi yaratmıştı. O dönemde de başbakanlık koltuğunda oturan Frederiksen, bu talebi "absürt" olarak nitelendirmişti. Bugünkü açıklama, ABD yönetimleri değişse bile Washington’ın adaya olan ilgisinin (satın alma şeklinde olmasa da askeri ve ekonomik nüfuz artırma şeklinde) devam ettiğini gösteriyor.
Danimarka, ABD’nin Thule Hava Üssü aracılığıyla adadaki askeri varlığını kabul ediyor ve NATO çerçevesinde iş birliğini destekliyor. Ancak Frederiksen’in çizdiği sınır, bu iş birliğinin "egemenlik paylaşımına" dönüşmemesi noktasında başlıyor.
Frederiksen konuşmasının devamında, Grönland halkının kendi geleceğini tayin etme hakkına saygı duyduklarını, ancak dış politikada ve savunmada Danimarka Krallığı’nın birliğinin esas olduğunu vurguladı. "Bu mesele Danimarka için sıradan bir dış politika konusu değil, varoluşsal ve hayati öneme sahip bir devlet meselesidir" diyen Başbakan, gelecekteki olası baskılara karşı da şimdiden kapıları kapattı.
Brüksel’deki bu çıkış, Danimarka’nın Arktik bölgesindeki "bekçi" rolünü terk etmeyeceğini ve süper güçler arasındaki rekabette adayı bir piyon olarak kullandırmayacağını tüm dünyaya ilan etmiş oldu. Zirvenin ilerleyen saatlerinde, bu açıklamanın Transatlantik ilişkilerde nasıl bir yankı bulacağı merak konusu.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir