Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çöz...
Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çözülüyor
16:05Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
18:12Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzak...
Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzakere
14:57Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilan...
Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilanço
Azerbaycan toprakları ve hava sahasını, İran'a yönelik askeri operasyonlarda kesinlikle kullandırılmayacak. Bakü'den net egemenlik mesajı.
Kerem BATU
EDİTÖR
Giriş: 30.01.2026 - 08:00
Güncelleme: 30.01.2026 - 08:00
Bölgesel gerilimlerin ve vekalet savaşlarının tırmandığı bir dönemde, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’un açıklamaları, ülkenin dış politika doktrinini netleştiren bir manifesto niteliği taşıyor. Bayramov, yaptığı resmi açıklamada, Azerbaycan’ın hava sahasının ve topraklarının, komşu ülke İran’a yönelik gerçekleştirilecek herhangi bir askeri operasyon için kullanılmasına müsaade edilmeyeceğini vurguladı.
Bu açıklama, sadece İran’a verilmiş bir güvence değil, aynı zamanda Azerbaycan üzerinde nüfuz kurmaya çalışan küresel güçlere de verilmiş bir "egemenlik ihtarı" olarak okunuyor. Bayramov’un, "Herhangi bir devletin Azerbaycan'ın stratejik konumunu kötüye kullanmasına izin vermeyeceğiz" ifadesi, Bakü yönetiminin kendi toprakları üzerindeki karar yetkisini kimseyle paylaşmayacağının en somut kanıtı oldu.
Yıllardır Batı medyasında ve bazı düşünce kuruluşlarında, Azerbaycan’ın İsrail ile olan derin askeri ve istihbari iş birliği nedeniyle, olası bir İran savaşında "ileri karakol" görevi göreceği iddia ediliyordu. İsrail’e ait dronların veya savaş uçaklarının Azerbaycan hava sahasını veya terk edilmiş havaalanlarını kullanarak İran’ın nükleer tesislerini vurabileceği senaryoları sıkça işleniyordu.
Ceyhun Bayramov’un bu çıkışı, söz konusu spekülasyonlara en üst düzeyden "nokta" koymuş oldu. Bakü yönetimi bu hamlesiyle, ülkesini olası bir bölgesel yangının içine çekmek isteyen senaryoları elinin tersiyle itti. Uzmanlar, Azerbaycan’ın Karabağ Zaferi sonrası elde ettiği kazanımları riske atmak istemediğini ve İran gibi büyük bir komşuyla sıcak çatışmaya girmenin ulusal çıkarlarına aykırı olduğunu belirtiyor.

Bu açıklamanın zamanlaması da diplomatik açıdan büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz yıllarda Tahran’daki Azerbaycan Büyükelçiliği’ne yapılan saldırı ve sınır hattındaki askeri tatbikatlar nedeniyle gerilen Bakü-Tahran ilişkileri, son dönemde bir normalleşme sürecine girmişti. Bayramov’un "Topraklarımız İran’a karşı kullanılmayacak" garantisi, bu normalleşme sürecini hızlandıracak en güçlü güven artırıcı adım olarak değerlendiriliyor.
Azerbaycan, bu tutumuyla İran’daki şahin kanadın Bakü’ye yönelik "Siyonist rejimin üssü" suçlamalarını da boşa çıkarmış oluyor. Bakü, İsrail ile olan ilişkilerini "ikili iş birliği" çerçevesinde tutarken, bu ilişkinin üçüncü bir ülkeye tehdit oluşturmayacağını taahhüt ederek diplomatik bir denge ustalığı sergiliyor.
Bakan Bayramov, açıklamasında Azerbaycan’ın ulusal güvenliğine yönelik her türlü tehdidin ciddiyetle ele alınacağını belirtti. Bu ifade, ülkenin sadece dış saldırılara karşı değil, aynı zamanda diplomatik baskılara karşı da dirençli olacağının sinyalini veriyor. Azerbaycan, İkinci Karabağ Savaşı sonrası Güney Kafkasya’da kurmaya çalıştığı yeni düzeni, büyük güçlerin çatışma sahasına dönüştürmeme konusunda kararlı.
Azerbaycan’ın bu "aktif tarafsızlık" politikası, sadece kendi güvenliği için değil, bölgesel istikrar için de hayati önem taşıyor. Enerji hatlarının güvenliği, Zangezur Koridoru projesi ve Hazar havzasındaki ticaretin sürdürülebilirliği, bölgenin savaştan uzak kalmasına bağlı.
Ceyhun Bayramov’un açıklamaları, Azerbaycan’ın dış politikasının "Bağlantısızlar Hareketi" ruhuna uygun, bağımsız ve pragmatik bir çizgide ilerlediğini gösteriyor. Bakü, ne Batı’nın ne de Doğu’nun ileri karakolu olmayı kabul ediyor; bunun yerine kendi ulusal çıkarlarını merkeze alan, komşularıyla barışık ama egemenliğinden taviz vermeyen bir bölgesel güç profili çiziyor. "İran operasyonlarına kapalıyız" mesajı, Azerbaycan’ın ateş çemberindeki Ortadoğu coğrafyasında bir "istikrar adası" olarak kalma iradesinin en net beyanı gibi görünüyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir