Gülistan Doku Soruşturmasında 18 Gözaltı
Gülistan Doku Soruşturmasında 18 Gözaltı
18:58YÖK’ten Kontenjan Hamlesi: Geleceğin Mes...
YÖK’ten Kontenjan Hamlesi: Geleceğin Meslekleri Ön...
11:24Dünyanın zirvesinde yine Türkiye var: Fi...
Dünyanın zirvesinde yine Türkiye var: Filenin Sult...
11:17Italiano kilit ismi İtalya'da buldu: Beş...
Italiano kilit ismi İtalya'da buldu: Beşiktaş'a ku...
Ortadoğu'da jeopolitik deprem! İran çökerken asıl hedef Türkiye mi?
Kerem BATU
EDİTÖR
Giriş: 28.02.2026 - 18:49
Güncelleme: 28.02.2026 - 18:49
Ortadoğu'da beklenen büyük patlama yaşandı ve bölgeye geri dönülemez bir yola girdi. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarıyla taşlar yerinden, dünyanın en saygın stratejistlerinden Prof. Dr. Vali Nasr, yaşananları sadece bir askeri harekat değil, bölgenin 100 yıllık haritasını değiştirecek bir "nesilde bir görülebilecek kırılma" olarak tanımlanıyor. Savaşın ayak seslerinin yeri ağır bombalara atılan bu yeni dönemde, Türkiye için hayati riskler barındıran yeni bir denklemin adımları aralanıyor.
Hamas'ın 7 Ekim saldırısını "katastrofik bir başarı" olarak niteleyen Nasr, bu hamlenin İran'ı savunamayacağı bir savaşa sürüklendiğinin çizildiğini belirtiyor. İsrail'deki askeri birimler kökten bu saldırıyla, İran'ın oluşturduğu savunma sistemleri olan Hizbullah ve Suriye devletleri çıplak bırakıldı. Nasr'a göre, İran semalarını İsrail saldırılarına karşı koruyan yegane unsurların açıklanması edilince, Tahran yönetiminin yapısı en büyük güvenlik açıklarıyla baş başa kaldı. Washington cephesinde ise tarihsel olarak çok daha tehlikeli bir boyutta seyrediliyor. Bugün 2003'teki Irak işgalinden ayrılan en temel farklı operasyon, Pentagon veya CIA gibi davranan "kurumsal olarak aklı başında" değil, Trump'ın tek adamlarının kararlarıdır. Bu hedeflemezlik, bölgedeki müttefiklerin manevra organlarını daraltırken, krize yönelik bir politikadan uzaklaşıyor.

İran'ın geri adım atmasının temel nedeni, tam bir köşeye sıkışmışlık halidir. Hamaney İran'daki, teslim olmak yerine savaşmayı ve Amerika'ya bedelini ödemeyi seçti. Ancak bu direnç, bölgedeki bölgeleri kapatmaya henüz yetmiyor. İran'ın sahadan silinmesiyle oluşan devasa oluşumlar, Türkiye için doğrudan bir sorun haline dönüşüyor. En büyük tehlike, Suriye ve Irak'tan sonra üçüncü bir "Kürt Meselesi" cephesinin İran sınırında genişlemesidir. İran'ın şeffaflığı, bölgesel Kürt kartının yeniden dağıtılmasına ve siyasetin tamamen bölgesel bir boyuta yayılmasına neden olabilir. Bu durum, Türkiye'nin sınır harcaması ve demografik olarak doğrudan tehdit eden yeni ve kitlesel bir göç dalgasını da beraberinde getirme riskini taşıyor.

Ancak Nasr'ın sarsıcı uyarısı, İsrail'in yeni derlemesiyle ilgili. Netanyahu'nun "imparatorluk hayali kuranlar" diyerek doğrudan Türkiye'yi hedef alan söylemleri, hedefin artık sadece İran'ın olmadığını kanıtlıyor. İsrail için İran artık "gerileyen" bir sorun; asıl büyüme tehdidi ise Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar'ın oluşturabileceği Sünni Blok'tur. İsrail'in Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile kurduğu askeri hat, doğrudan Türkiye'yi birbirine bağlaması ve Doğu Akdeniz'den kuşatmaya yönelik bir hamle oluşturması okunuyor.

Ortadoğu'daki güç dengelerinin oyunu, Türkiye'nin deniz yetki alanının sadece bir enerji meselesi değil, doğrudan bir güvenlik kalkanı olarak tanımlamalarına yol açtı. Vali Nasr'ın "İran sonradan kuruldu" ve İsrail'in çevreleme politikasına işaret ederek, Ankara'nın askeri stratejisini daha proaktif bir şekilde desteklediğini belirtti:

Hamas'ın 7 Ekim'de yarattığı öngörülemez sonuçların bir benzeri bugün Trump ve Netanyahu'nun hamleleriyle tüm saldırıları tehdit ediyor. Ateşli oyuncu bu aktörlerin yarattığı jeopolitik deprem, Türkiye'nin hem askeri hem de operasyonların koşullarında ve kritik kararların uygulanması zorlaşıyor. Türkiye için Doğu Akdeniz ve sınır ötesi harekatlar, sadece birer deniz sınırı veya güvenlik operasyonu değil; Nasr'ın ekonomik o büyük depremde ayakta kalmasının temel dayanağıdır. Kuşatma düzenlemelerine karşı bu "zorlayıcı diplomasi" ve "sert güç" kullanımı, gelecek dönemde ve kritik savunma doktrini olmaya devam edecek.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir