Gökçeada'da Cumhuriyet Coşkusu ve İş Bir...
Gökçeada'da Cumhuriyet Coşkusu ve İş Birliği!
00:14Randevizyon'dan Tırnak Salonlarına Özel
Randevizyon'dan Tırnak Salonlarına Özel
10:58Dadaşlar Diyarından Yalova'ya Cumhuriyet...
Dadaşlar Diyarından Yalova'ya Cumhuriyet Kadınları...
08:27Turizmde Tarihi Adım
Turizmde Tarihi Adım

Türkiye'nin güneybatısında, Ege Denizi’yle Akdeniz’in kucaklaştığı köşededir Muğla. Büyük kısmı Ege’de olsa da Akdeniz’e de uzanan kıyılarıyla Türkiye'nin en uzun sahil şeridine sahip olan kent, yılın dört mevsimindeki doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyüler.
Muğla, adeta doğanın insanlara armağanıdır. Turkuaz renkli denizin dantel gibi ördüğü kıyılarında çok sayıda koy, körfez ve yarımada bulunur. Topraklarının yaklaşık %74'ü orman ve fundalıklarla kaplıdır. Denize kadar inen çam ağaçlarının gölgesinde, kekik, adaçayı ve hayıt kokuları içinde yüzersiniz koylarında.
Muğla, zengin biyolojik çeşitliliği, endemik türleri ve eşsiz ekosistemleri nedeniyle Türkiye'nin en fazla koruma alanına sahip illerindendir. Sınırları içerisinde milli parklardan özel çevre koruma bölgelerine, tabiatı koruma alanlarından sulak alanlara kadar pek çok farklı statüde koruma bölgesi bulunur.
Sulak alanlara, antik şehirlere ve yaban hayata (yaban keçisi ve kirpi gibi) ev sahipliği yapan büyük ulusal parktır.
Seydikemer sınırlarında yer alan, yer yer 300 metre derinliğe ulaşan ve dünyanın en dik kanyonlarından biri olan Saklıkent Kanyonu'nun bulunduğu bir doğa harikasıdır.
Yaklaşık 461 km²'lik bir alanı kapsayan bu bölge, Türkiye’nin ilk özel çevre koruma alanıdır. Endemik sığla ormanlarını, İztuzu Plajı'ndaki Caretta caretta deniz kaplumbağası yuvalama alanlarını ve Dalyan deltasını korur.
Azmak Nehri'nin berrak sularını ve Gökova Körfezi'nin hassas deniz ekosistemini koruma altında tutar.
Akdeniz ve Ege'nin birleştiği yarımadada, biyolojik çeşitlilik ile zeytin/badem habitatlarının korunmasını sağlar.
Beyağaç yakınlarında yer alan ve Türkiye’nin, bazıları 1000 yaşın üzerinde olan en yaşlı karaçam ormanlarına ev sahipliği yapan alpin kuşak koruma alanıdır.
Milas ilçesinde, Akdeniz genelinde nesli tehlikede olan saf Halep çamı (Pinus halepensis) orman yapısını korumak amacıyla ilan edilmiştir.
Milas ile Aydın sınırında yer alan göl; her yıl binlerce göçmen kuşa ev sahipliği yapmasının yanı sıra Latmos (Beşparmak) Dağları'nın 8 bin yıllık kaya resimlerini korur.
Marmaris-Datça yolu üzerinde, Hisarönü Körfezi kıyısında denizle Kızılçam ormanının birleştiği, biyoçeşitliliği yüksek bir ekosistemdir.
Muğla'nın önemli mahalli sulak alanlarından biri olup yüksek rakımlı bir kuş cennetidir.
Muğla, elverişli Akdeniz iklimi, verimli kıyı ovaları ve zengin su kaynakları sayesinde, turizmin yanı sıra Türkiye’nin en önemli bitkisel üretim ve tarım merkezlerinden biridir. İl genelinde zeytincilik, narenciye üretimi, örtü altı seracılık ve coğrafi işaretli özel ürünler, ekonomik hayatta büyük bir paya sahiptir.
Ortaca, Dalaman ve Fethiye gibi, kış aylarında don riskinin düşük olduğu ılıman kıyı ovalarında portakal, mandalina, limon ve greyfurt üretimi yoğunlaşır. Özellikle erkenci mandalina çeşitleri pazara ilk giren ürünler arasında yer alır.
Özellikle Fethiye, Seydikemer ve Ortaca’da seracılık faaliyetleri, modern naylon ve cam seralarda domates, salatalık, biber ve patlıcan gibi ürünlerle kış ve bahar döneminde iç piyasanın sebze ihtiyacına büyük katkı sağlar.
Datça Yarımadası'nda Datça Nurlu Bademi, Köyceğiz-Marmaris hattında ise sığla ağacından, kozmetik ve eczacılıkta kullanılan sığla yağı gibi nadir tarımsal değerler üretilir.

Halk arasındaki adı “günlük ağacı” olan Anadolu sığla ağacı, milyonlarca yıllık geçmişiyle buzul çağlarından bugüne ulaşmayı başarmış çok özel, endemik bir ağaç türüdür. Dünya üzerinde sadece çok sınırlı coğrafyalarda, en yoğun olarak ise Muğla'nın Köyceğiz, Marmaris, Fethiye, Dalaman ve Ula ilçelerinin, taban suyu yüksek nemli dere kenarlarında ve bataklık ormanlarında doğal olarak yetişir. Ortalama 200 ila 300 yıl kadar yaşayabilen ağacın gövdesine bahar ve yaz aylarında kontrollü ve geleneksel yöntemlerle çizikler atılır. Ağacın kendini korumak için salgıladığı reçineden sığla yağı (balzam) elde edilir.
Sığla yağının, Antik Mısır'da firavunların mumyalanmasında, Kleopatra'nın güzellik rutinlerinde ve Roma hamamlarında şifa/esans amaçlı kullanıldığı tarihi kayıtlarda yer alır. Günümüzde antiseptik özelliği sayesinde ülser, gastrit, reflü gibi mide rahatsızlıklarında, cilt yanıklarında, kesiklerde ve yara izi kalmamasını sağlayan merhemlerde yaygın olarak kullanılmakta, yağı damıtıldıktan sonra kalan kabuğu ayrıca tütsü (günlük buhuru) olarak değerlendirilmektedir.

Muğla genelinde sayıları 17 milyona ulaşan zeytin ağaçlarının büyük kısmı Milas başta olmak üzere Bodrum, Datça ve Menteşe hattında yetiştirilir. Zeytinyağı üretimi, geleneksel ve modern tesislerin bir arada kullanıldığı en önemli tarımsal sanayi kollarından biridir. Bölgede hasat dönemi genellikle ekim ayında başlar ve şubat ayına kadar sürer. Milas zeytinyağı Avrupa Birliği (AB) coğrafi işaretine sahip, uluslararası düzeyde bilinen bir değerdir.
Yatağan ilçesine bağlı Turgut (Turgutlar) Mahallesi başta olmak üzere bazı yörelerde ise zeytin, atadan kalma geleneksel bir yöntem olan insan ayağıyla çiğneme usulüyle suyundan ve posasından ayrıştırılır. Bu şekilde elde edilen zeytinyağına “ayak yağı” denilmektedir. Teknolojik fabrikaların ve modern sistemlerin yaygınlaşmasına rağmen bu kültürel mirası yaşatan yerel halk, bu yağı hem lezzeti hem de geleneksel kullanım amaçları nedeniyle özel olarak üretmeye devam etmektedir.
İl genelinde hayvancılık faaliyetleri tek bir alana sıkışmamış; arıcılık, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık olarak farklı alt sektörlerde rekor üretim seviyelerine ulaşmıştır.
Muğla, dünya çam balı üretiminin yaklaşık %80-90'ını tek başına karşılayan, 810 binden fazla arılı kovan varlığı ve yaklaşık 4 bin 700 kayıtlı üreticisiyle Türkiye'nin ve dünyanın arıcılık başkentidir. İlin kıyıları ve çam ormanlarıyla kaplı dağları, sadece yöre halkına değil, her mevsim dışarıdan gelen binlerce gezgin arıcıya da ev sahipliği yapar.
Muğla'nın ılıman kış iklimi, arı kolonilerinin yıl boyu hayatta kalmasını ve gelişmesini sağlar. Ayrıca bölgedeki narenciye, badem bahçeleri ve endemik sığla ağaçları arılara eşsiz bir nektar kaynağı sunar. Bölgedeki kızılçam ormanlarında yaşayan ve Marchalina hellenica adı verilen Basra böceğinin salgıladığı özsuyun arılar tarafından işlenmesiyle elde edilen coğrafi işaretli Muğla çam balı, kristalize olmayan yapısı ve aromasıyla dünyada benzersizdir.

Dünya çam balı başkenti olan Muğla’nın asırlık arıcılık mirasını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Menteşe’de Türkiye'nin Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı ilk arıcılık müzesi olan “Özel Muğla Arıcılık Müzesi” kurulmuştur. Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği (MAYBİR) tarafından tamamen kendi imkanlarıyla kurulan müze 2010 yılında ziyarete açılmıştır.
Muğla'da açık ahır sistemleri ve yem bitkisi silaj üretiminin gelişmesiyle büyükbaş hayvancılık modern tesislerle büyümektedir. Büyükbaş hayvancılığın ve süt sığırcılığının en yoğun yapıldığı ilçeler Milas ve Seydikemer'dir. Bu iki ilçe, ilin et ve süt ihtiyacının çok büyük bir kısmını üstlenir.
Bölgenin maki örtüsü ve engebeli coğrafi yapısı, özellikle keçi yetiştiriciliği için doğal bir avantaj sunar. Küçükbaş hayvancılığın en yoğun kümelendiği ilçeler Milas, Menteşe, Seydikemer ve Yatağan'dır.
Muğla, Ege ve Akdeniz'in birleştiği bin 480 kilometrelik sahil şeridiyle hem ticari balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğinde hem de kıyıdan amatör olta balıkçılığında Türkiye'nin en zengin illerindendir. Levrek, lüfer, barakuda, çipura, sargoz, mırmır, sinarit, karagöz ve lidaki önde gelen balık türleridir.

Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça ve Akyaka bölgeleri hem profesyonel tekneler hem de hobi amaçlı oltacılar için popüler meralara ev sahipliği yapar. Akyaka ve Gökova Körfezi’nde azmak nehrinin ağzı ve Akçapınar sahili levrek avcılığı için oldukça verimlidir. Bodrum Yarımadası’nda ise Gümüşlük koyu, Yalıkavak marina dışı ve Güvercinlik mendireği levrek, barakuda ve mırmır avı için tercih edilir. Fethiye ve Göcek’te sahil parkı, Darboğaz koyu ve Ölüdeniz lagün çevresi sargoz, levrek ve lüfer grubu balıkları barındırır. Marmaris ve Datça’da İçmeler, Turunç limanı ve Knidos antik limanı çevresi kaya balıkları, melanur ve sinarit denemeleri için elverişlidir.
Murat Tüzel
Yeni Parti İstanbul İl Turizm Komisyon Başkanı
Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi
03.11.2026 - 15:32
14.10.2026 - 07:08
15.09.2026 - 05:17
17.08.2026 - 17:43
10.07.2026 - 19:47
04.05.2026 - 07:13
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok