--°C --
Son Dakika
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Kurumsal İletişim
Bir Tarih Konuştuğunda: Türkiye İşçi Partisi
Bir Tarih Konuştuğunda: Türkiye İşçi Partisi

Bazı tarihler vardır; Takvim yaprağında durur ama zihninde yürür. 13 Şubat 1961 de bölgeseldir. Türkiye'de işçi sınıfının yalnızca çalışmadığını, görünüp söz söylemek istediğini ilan ettiği para birimi. O gün kurulan Türkiye İşçi Partisi, bir partiden çok daha fazlasıydı: Bastırılmış bir hafızanın, ötelenmiş bir sınıf, yok sayılmış bir itirazın siyasal dile gelişi.

"Yukarıdan" Değil, Atölyeden Doğan Bir İtiraz

Şunu en baştan teslim edelim: TİP, bu topraklarda “yukarıdan” kurulmuş bir parti değildi. Ne salonlarda doğan ne bürokratik planların ürünüydü. Atölyeden, maden ocağından, matbaadan, depodan çıktı. İşçilerin kendi adlarına danışmak için bir araya geldiler. Bu bile tek başına normal bir kırılmadır.

Aradan yıl geçmişti. Türkiye Komünist Partisi Tevkifatı, sosyalist hareketin üzerinden bir silindir gibi geçmiş, hafızayı dağıtmış, örgütlü sözü parçalanmıştı. Ama tarih tuhaftır; bastırılan her şey bir yerde birikir. TİP, işte o maaşın adıdır. Sessizliğin örgütlenmiş halidir.

Romantizm Değil, Sert Gerçeklik

Kurucu kadroya ilişkin romantik bir hikaye değil, sert bir gerçeklik yaşanıyor. Maden işçileri Kemal Türkler, tekstil işçileri, basın emekçileri, lastik işçileri… Bu insanlar teori yazmak için değil, hayatlarını savunmak için bir parti kurdular. İlk basın toplantısında şu anda şu anda yerli yerindedir: “Türkiye'de ezilen işçi sınıfının haklarını korumak için kuruldu.” Ne eksik, ne fazla.

TİP'in asıl sarsıcı tarafı şuydu: İşçi sınıfını yalnızca “yardım edilmesi gereken” bir kitle olarak değil, siyasal özne olarak tanımladı. Aydınları çağıran ama kürsüyü teslim etmedi. Birlik önerisi, gelecekte değil. Belki de bu nedenle hem umut hem de korku yarattı.

1965 Seçimleri ve Sınıfsal Hafıza İnşası

1965 seçimleri, bu korkunun somutlaştığı andır. 15 milletvekili ile Meclis'e giren TİP, yalnızca sandalye kazanmadı; Türkiye siyasetinin dilini zorladı. Mehmet Ali Aybar'ın kürsü konuşmaları, Behice Boran'ın berrak cümleleri, Sadun Aren'in sistem eleştirileri… Bunlar birer siyasi şaka değil, sınıfsal hafıza inşasıydı.

O yıllarda TİP, bir partinin değişimine geçti. Gazete sayfalarında, üniversite amfilerinde, salon sendikalarında dolaşan bir protesto gösterisine yol açtı. Bugün hala kullanılan pek çok terimin ilk kez bu kadar açık konuşulduğu yerdi. Tesadüf değil; Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) fikri bu iklimde serpildi.

Kapatılan Parti, Kapatılamayan Fikir

Sonrası malum. 12 Mart 1971 Muhtırası geldi. TİP toplanır. İnsanlar tutuklandı, yollar ayrıldı, cümleler yarım kaldı. Ama tarih her zaman şunu gösteriyor: Kapatılan şey partidir, fikir değil.

Bugün TİP'e bakmak nostaljik yapmak kolay ama eksiktir. Asıl meseleyi, şunu sormaktır:

  • İşçiler bugün kendi reklamlarına konuşabiliyor mu?
  • Siyaset, emeğin hayatına değiyor mu?
  • Yoksa var olan birilerinin adına konuşulması mı bekleniyor?

TİP'in tarihi, bize şunu fısıldar: Bir sınıfın durumu başladığında, düzeni önce susturmak ister. Ama o ses bir kez duyuldu mu, tamamen kaybolmaz.

13 Şubat 1961'in asıl önemi budur. O gün yalnızca bir parti kurulmadı. Bir tarih konuştu.

 

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorumlar(0 Yorum)
Yorumları sırala

Henüz yorum yok

Yazarın Diğer Yazıları

Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !