Gülistan Doku Soruşturmasında 18 Gözaltı
Gülistan Doku Soruşturmasında 18 Gözaltı
18:58YÖK’ten Kontenjan Hamlesi: Geleceğin Mes...
YÖK’ten Kontenjan Hamlesi: Geleceğin Meslekleri Ön...
11:24Dünyanın zirvesinde yine Türkiye var: Fi...
Dünyanın zirvesinde yine Türkiye var: Filenin Sult...
11:17Italiano kilit ismi İtalya'da buldu: Beş...
Italiano kilit ismi İtalya'da buldu: Beşiktaş'a ku...
Türk tiyatrosunun "Hocaların Hocası", sahnelerin bitmeyen enerjisi, zarafetin ve sanatın simge ismi Haldun Dormen (97), hayata veda etti
Kerem BATU
EDİTÖR
Giriş: 21.01.2026 - 23:21
Güncelleme: 21.01.2026 - 23:21
Türk tiyatrosunun uluslararası yüzü, müzikallerin tartışmasız kralı, sahnelerin bitmeyen enerjisi ve Cumhuriyet döneminin en nezih "İstanbul Beyefendisi" Haldun Dormen (97), hayata gözlerini yumdu. "Hocaların Hocası"nın vefatıyla birlikte Türkiye, sadece bir sanatçısını değil, yarım asrı aşan bir tiyatro hafızasını da kaybetti.
İSTANBUL — Türkiye sanat tarihinin en kederli günlerinden biri yaşanıyor. 1928 yılında başlayan ve Yale Üniversitesi’nden İstanbul’un tozlu sahnelerine, oradan da milyonların kalbine uzanan o görkemli yaşam senaryosu, Haldun Dormen’in son nefesini vermesiyle tamamlandı. Bir süredir yaşlılığa bağlı sağlık sorunları nedeniyle tedavi altında olan usta ismin vefatı, sabah saatlerinde ailesi tarafından doğrulandı.
Haldun Dormen, Türk tiyatrosunda sadece bir oyuncu olarak var olmadı; o, bu sanatı kurumsallaştıran, disipline eden ve Batı standartlarına taşıyan bir reformistti. Galatasaray Lisesi ve Robert Kolej’deki eğitiminin ardından ABD’ye giderek Yale Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi alması, 1950’lerin Türkiyesi için vizyoner bir adımdı.
Amerika’dan döndüğünde, heybesinde "Brodway" disiplini ve "Bulvar Komedisi"nin incelikleri vardı. 1955 yılında Beyoğlu’ndaki Küçük Sahne’de kurduğu "Dormen Tiyatrosu", Türk tiyatro tarihinde bir dönüm noktası oldu. O güne kadar daha ağır ve didaktik oyunlarla tanışık olan Türk seyircisi, Dormen sayesinde tiyatronun "eğlendirirken düşündüren", parıltılı ve neşeli yüzüyle tanıştı.
Haldun Dormen’in en büyük başarılarından biri, tiyatroyu "ulaşılmaz" olmaktan çıkarıp halkın günlük yaşamının bir parçası haline getirmesiydi. "Cep Tiyatrosu" projesiyle sanatı pratikleştirdi. Ancak asıl devrimini "Müzikaller" ile yaptı.
Türk tiyatro tarihinin en çok izlenen, gişe rekorları kıran eserlerinin altında hep onun imzası vardı. "Lüküs Hayat" onun rejisiyle ölümsüzleşti. Egemen Bostancı ile birlikte hayata geçirdiği "Hisseli Harikalar Kumpanyası" ve "Şen Sazın Bülbülleri", Türkiye’nin en karanlık, en buhranlı yıllarında bile topluma neşe aşılayan birer terapi seansı gibiydi. O, sahneye sadece oyuncu değil, "prodüksiyon" kalitesini getiren isimdi.
Haldun Dormen’in vefatı, sadece bir bireyin kaybı değildir; çünkü o tek başına bir konservatuvardı. Bugün Türk tiyatrosunda ve televizyonlarında hayranlıkla izlediğimiz pek çok usta isim, ilk sahne tozunu Dormen Tiyatrosu’nda yuttu. Erol Günaydın, Altan Erbulak, Metin Serezli, Nevra Serezli, Kerem Yılmazer ve daha niceleri onun "tezgahından" geçti.
Gençlere verdiği önemle bilinen Dormen, 90’lı yaşlarında bile genç oyuncularla sahneye çıkmaktan, onlara el vermekten asla vazgeçmedi. Disipliniyle ünlüydü; provaya geç kalmak, kostümüne özensiz davranmak Dormen Ekolü’nde kabul edilemezdi. Bu disiplini, babacan tavrı ve bitmeyen nezaketiyle harmanlayarak "Hocaların Hocası" unvanını sonuna kadar hak etti.
Tiyatroya olan tutkusu sinemayı ihmal etmesine engel olmadı. Yönetmenliğini yaptığı "Bozuk Düzen" ve "Güzel Bir Gün İçin" filmleriyle Altın Portakal ödüllerini kucakladı. Ancak geniş halk kitleleri onu televizyon ekranlarında, özellikle de "Dadı" dizisindeki disiplinli, kültürlü ve altın kalpli uşak rolüyle ailenin bir parçası olarak sevdi. "Popstar" yarışmasındaki jüri üyeliğinde bile zarafetinden ödün vermeden eleştiri yapılabileceğini tüm Türkiye’ye gösterdi.
Yaşamı boyunca iflaslar gördü, tiyatrosunu kapatmak zorunda kaldı, borçlarla boğuştu ama "umut" kelimesini lugatından hiç silmedi. "Enerjim biterse, Haldun da biter" sözü onun yaşam mottosuydu. İlerleyen yaşına rağmen bastonunu bir aksesuar gibi kullanıp sahneye fırlayan o enerjik adam, son ana kadar üretmekten vazgeçmedi.
Bugün Dormen’in gidişiyle, Türk tiyatrosunun en şık, en nazik ve en çalışkan dönemi kapandı. İstanbul’un kültür-sanat haritasında yeri doldurulamaz bir boşluk oluştu. Işıklar içinde uyu Büyük Usta; açtığın perde ve yetiştirdiğin nesiller, o alkış sesini sonsuza dek yaşatacak.
Güle güle Haldun Usta... Güle güle Şahane Züğürt... Bize kattığın tüm renkler, öğrettiğin o tükenmez yaşama sevinci ve sahneye olan sadakatin için minnettarız.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir