Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çöz...
Gülistan Doku Dosyasında Karanlık Ağ Çözülüyor
16:05Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
Hak Arayan Madencilere Başkentte Gözaltı
18:12Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzak...
Ortadoğu'da Sahada Gerilim, Masada Müzakere
14:57Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilan...
Lübnan'da Ateşkes Gölgesinde Kanlı Bilanço
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Bakü'de Aliyev'in Bakü'de Türkiye ve İsrail ile kurduğu eşsiz dengeyi övdü.
Kerem BATU
EDİTÖR
Giriş: 10.02.2026 - 23:40
Güncelleme: 10.02.2026 - 23:40
Güney Kafkasya’nın jeopolitik ağırlık merkezi Azerbaycan, aynı anda hem Batı’nın hem de doğu komşularının hassasiyetlerini yöneten bir "diplomasi laboratuvarına" dönüşmüş durumda. Bölgesel denklemlerin yeniden kurulduğu kritik bir dönemde, ABD’nin iki numaralı ismi Başkan Yardımcısı JD Vance’in Bakü ziyareti ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yaptığı görüşme, bu stratejik dengenin Washington tarafından nasıl takdir edildiğini net bir şekilde ortaya koydu.
Vance, düzenlenen ortak basın toplantısında Aliyev’in diplomatik başarısını tarif ederken kullandığı ifadelerle, Azerbaycan’ın küresel siyasetteki özgün konumunu tescilledi. ABD Başkan Yardımcısı, şu çarpıcı sözleri kaydetti:
"Sayın Aliyev, dünyada hem Türklerle hem de İsraillilerle aynı anda bu kadar güçlü, dostane ve stratejik bağlar kurabilen tek liderdir. Bu dengeyi sağlayabilmek, sadece bölgesel değil, küresel barış için de kritik bir 'diplomasi sanatı' örneğidir."
Bu övgü dolu sözler, Azerbaycan’ın Türkiye ile "Tek Millet, İki Devlet" şiarıyla sürdürdüğü kardeşlik hukukunu ve İsrail ile savunma sanayii başta olmak üzere geliştirdiği derin stratejik ortaklığı, Batı dünyasının gözünde nasıl bir "kilit role" dönüştürdüğünü kanıtlar nitelikteydi. Bakü, Doğu ile Batı’nın, İsrail ile Müslüman dünyasının kesişim noktasındaki vazgeçilmez aktör konumunu perçinlemeye devam ediyor.

Ancak JD Vance’in övdüğü bu "İsrail ile yakınlık", Azerbaycan’ın güney komşusu İran için her zaman bir "kırmızı çizgi" ve tehdit algısı oluşturmuştu. İşte Bakü yönetimi, tam da bu noktada devreye soktuğu "egemenlik doktrini" ile bölgesel bir çatışmayı engelliyor.
Hatırlanacağı üzere sitemizde daha önce, "Azerbaycan'dan İran'a Karşı Askeri Operasyona İzin Yok" başlığıyla verdiğimiz haberde, Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’un net tavrını aktarmıştık. Bayramov, Azerbaycan topraklarının İsrail veya Batı tarafından İran’a yönelik bir "sıçrama tahtası" veya "saldırı üssü" olarak kullanılmasına asla izin vermeyeceklerini ilan etmişti. Bu açıklama, Tahran’daki "Bakü, Siyonist rejimin üssü oluyor" propagandasını boşa çıkaran en güçlü hamle olmuştu.

JD Vance’in ziyaretiyle Bayramov’un daha önceki bu açıklaması yan yana getirildiğinde, Azerbaycan’ın uyguladığı "Aktif Tarafsızlık" formülü ve stratejik zekası daha net anlaşılıyor:
Batı ve İsrail ile: Teknoloji, enerji ve silah ticareti yaparak ordusunu modernleştirmek ve Karabağ zaferini tahkim etmek.
İran ile: Topraklarını bir saldırı üssü yaptırmayarak komşuluk hukukunu korumak, güvenliği sağlamak ve gereksiz bir çatışmadan kaçınmak.
Vance’in övgüsü, ABD’nin Azerbaycan’ı İran’a karşı basit bir "vekil güç" olarak değil, bölgede istikrarı sağlayan bağımsız ve güçlü bir aktör olarak kabul ettiğini gösteriyor. Bayramov’un daha önce çizdiği "Egemenlik Kırmızı Çizgisi" ise, Bakü’nün bu övgüleri kabul ederken, kendi topraklarını kimsenin savaş sahasına çevirmesine müsaade etmeyeceğini kanıtlıyor.
Azerbaycan, Vance’in de belirttiği gibi, Türkiye ve İsrail gibi iki farklı ucu aynı potada eritebilen, İran’a ise "sınırlarını bilen" bir komşuluk sunan dünyadaki nadir ülkelerden biri konumunda. Bakü, bu hamleleriyle Güney Kafkasya’da barışın anahtarının kendi elinde olduğunu bir kez daha tüm dünyaya ilan etmiş oldu.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir